18.02.2015

MOBİNG MAĞDURLARI NELER YAPMALI / NELER YAPMAMALI?


Mobing mağdurları HER ŞEYDEN ÖNCE SAKİN OLMALI, atacağı her adımı düşünerek atmalı, ağzından çıkacak her sözü 9 kez yutkunarak, yani iyice düşünerek ve tartarak söylemeli. Çünkü ağzından çıkan her yanlış söz, 

-Hollywood filmlerinden öğrendiğimiz gibi- 

aleyhine delil olarak kullanılabilir. Hatta kullanılacağından emin olmalıdır.


Şu üç şeyden dikkatle kaçının:

1. Sinirlerine hakim olamamak, aynen karşılık vermek.

2. Veya tam tersi, işini kaybetmek korkusuyla susup herşeyi sineye çekmek, yani içine atmak.

3. Bunca emeğinize karşı uğradığınız haksızlıktan ötürü küsmek ve işi sermek, çalışmamak.

Birinci hata, size haklılığınızı kaybettirecek, gerek yönetimin gerekse iş arkadaşlarınızın size destek olmasını 
engelleyecek en vahim hatadır.

İkinci hata - aynen bir şantajcıya bir kez para vermek gibi- mobingcinizin iştahını dolayısıyla da göreceğiniz mobingin dozunu artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Üçüncü hata ise mobingcinizin ekmeğine yağ sürmek anlamına gelir.Çünkü zaten istediği, sizi işinizde başarısız hale getirip kovdurmak değil midir? İmama kızıp oruç bozmakla onun bu isteğini nasıl kolaylaştıracağınızı, bıyık altından nasıl keyifle güleceğini gözünüzün önüne getirin ve bu hataya düşmeyin.

Neler yapmalısınız? En azından şu üç şeyi:

1. Kendinize hakim olun, kontrolünüzü sakın elden bırakmayın. (hatta karşılaşabileceğiniz çok kötü olayları, hakaretleri, tacizleri kurgulayın ve prova yapın, süprizler dengenizi kaybetmenize neden olmasın.)

Bir sözlü saldırıya veya jeste maruz kaldığınızda önce gülümseyin, sonra sakin bir sesle, kibarlığınızı ve asaletinizi koruyarak makul bir yanıt verin. Karşınızdaki bunu beklemediği için daha da sertleşebilir, kabalaşabilir. Siz gene aynı tavırla böyle yapmasının ona yakışmadığını, şu an hiddetli olduğu için daha fazla uzatmayacağınızı, ama hiddetli geçtiğinde bunu sakin kafa ile konuşmak istediğinizi söyleyin, yürüyüp gidin. (Mizahı kullanın diyeceğim ama hiciv ile hareket arasındaki çizgi o kadar incedir ki bunu ustaca kullanmayı başaramazsanız mobingcinin eline koz vermiş olabilirsiniz.Gene de karar sizin. 

Eğer Nasrettin Hoca' nın Aziz Nesin' in torunu iseniz neden kullanmayasınız? Ciddiye alınmadığını, hatta üçüncü kişilerin gözünde komik duruma düştüğünü
hissedince hiddetinden hata yapma sırası ona gelecektir.)

2. Olayı, daha büyümeden hemen yönetime duyurun. Bu nedenle işin aksamasını istemediğiniz için bunu yaptığınızı da eklemeyi unutmayın.
Zira yönetimin konu ne olursa olsun yaklaşımı 'işin aksamaması' temelinde olacaktır. İK' nın da görevi bu olduğundan, size destek olabilmelerinin birinci koşulu, sizin firmayı ve işin yürümesini sürekli olarak ön planda tuttuğunuzu görmeleri, buna inanmalarıdır.

Yerden göge haklı da olsanız, atacağınız bir adımla işyerindeki çalışmayı engelleyecek, kesintiye uğratacak bir sonuç ortaya çıkarsa tüm hakkınızı kaybetmiş sayılırsınız.

3. Mobingi kanıtlayabileceğiniz kanıtları toplamaya, iş arkadaşlarınızı gerektiğinde tanıklık etmek için hazırlamaya çalışın. 


Hakaret, aşağılama ya da incitici küçümsemeler taşıyan mailleri kaybedip saklayın. Böyle sözleri başkalarının yanında ettiğinde hemen o kişilerle konuşun, ardından da bu olayı yazıya dökün. Bunları iş arkadaşlarınıza e-posta olarak yollayın, onları olup bitene iki kez tanık edin. Zira herkesin bildiği bir olaya tanıklık etmek daha kolaydır çok kişi için.

Gene de, eğer olanağınız varsa, bir koçtan destek almak, olayları daha sakin ve dışarıdan görmenize ve bunun sonucu olarak akıllıca bir yol planı ile mobingi alt etmenize yardımcı olacaktır.

Kaynak: Sıfıra sıfır elde var mobing
Çağlar Çabuk

DOĞUM SONRASI DÜZENLİ VE SAĞLIKLI BESLENME


Doğum sonrası emzirme, rahminizin eski boyutuna dönmesi ve kalori yakımı konusunda size yardımcı olacaktır. Bebeğinizi emzirerek, günde 400-450 kalori harcarsınız, doğru beslenme ile hem uzun süre bebeğinizi emzirip hem de fazla kilolardan kurtulabilirsiniz.

Emzirme döneminde sıvı tüketiminiz günde 3 lt civarındadır. Sıvı, süt yapımı için önemlidir. Su, çorbalar, kompostolar, süt, ayran, buz gibi sıvıların hepsi süt üretimini artırır.

Tüm besin öğelerinden doğru miktarlarda tüketilmeli ve günde 3 ana, 3 ara olmak üzere 6 öğün yenilmelidir.

Akşam öğünlerini çok geç saatlere bırakılmamalı ve kafeinli içeceklerden uzak durulmalıdır.

Halk arasında yaygın bir inanış olan çift kişilik yemek, bol tatlı tüketmek süt yapımını artırır inancı; süt yapımıyla doğrudan alakası olmadığı gibi kalıcı kilolara sebep olur.

Sütü yapan beslenme şekli tüm besinlerden düzenli ve doğru miktarlarda tüketilmelidir.

Aşağıda sıralanan besin gruplarının hepsinden günde belli pozisyonlarlarda alırsanız, sütünüzün kalitesini ve miktarını
artırırsınız.

Protein (günde 60-70 gr)

Sabah kahvaltısında 1 adet haşlanmış yumurta, 

1 Porsiyon balık(Omega 3 bakımından zengin sardalya, somon, ringa, uskumru gibi balıklar tercih edilmelidir.)

1 Porsiyon ızgara tavuk (Tercihen gögüs kısmı)

1 Kase Mercimek yemeği

Kalsiyum 

(1300 mlg kalsiyum günlük ihtiyacınızı karşılar. Doğum öncesinde olduğu gibi, sonrasında da en önemli besin kaynağıdır. Emziklik
döneminde kalsiyum alımı yeterli olmalıdır.)

1 bardak süt 300 mlg (yağsız süt tercih edilmeli, sütün yağı için gerekli değildir.)

1 kase yoğurt

60 gr peynir (özellikle eski kaşar, süt yapımını arttırmak için etkili oluyor.)

1 tabak dolusu yeşil yapraklı, az veya buharda pişirilmiş sebze yemeği (Ispanak, pazı, semizotu gibi)

Doktorunuzun önerisiyle emziklik döneminde, vitamin tabletlerinizi kullanmaya da devam edebilirsiniz.

Karbonhidrat

2 dilim buğday, kepek veya yulaf ekmeği,

1 orta boy kase makarna (zeytinyağı konularak haşlanmış olması.)

1 orta boy kase pirinç pilavı (zeytinyağı ile yapılmalı.)

1 orta boy kase kuskus tercih edilebilir.

Demir

(Günlük 20 mgr demir alımı, kansızlık ve yorgunluğa sebep olan demir eksikliğinizi giderir.)

1 porsiyon (50 - 60 gr) dana bonfile veya 3 kalem pirzola 

1 kase kuru fasülye, mercimek, nohut yemeği 

Doktorunuzun önerisi ile hamilelik sırasında kullandığınız demir ilacınızı kullanmayı sürdürebilirsiniz.


BİR GÜNLÜK ÖRNEK BESLENME PROGRAMI


(Günlük kalori 2500)

SABAH

Uyanır uyanmaz 2 bardak ılık su tüketilmeli,
2 dilim kızarmış ekmek,
1 adet yumurta,
1 domates, salatalık, biber ve maydanozdan oluşan 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenmiş karışım
30 gr kalsiyum açısından zengin, az yağlı beyaz peynir ve 30 gr eski kaşar yenmeli,
Bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.

ARA ÖĞÜN

5 adet ceviz ve 1-2 adet mevsim meyvesi veya bir orta boy kase meyve kompostosu

ÖĞLE YEMEĞİ

1 kase çorba,
1 tabak etli ıspanak yemeği, 
2 dilim ekmek,
1 kase az yağlı yoğurt

ARA ÖĞÜN

1 bardak ısırgan çayı ve 1 ince dilim havuçlu kek (kepekli un, pekmez, ve yarım fincan yağ ile pişmiş.)

AKŞAM YEMEĞİ

1 kase çorba
1 porsiyon ızgara balık (6 adet ızgara sardalya veya 60 gr somon balığı tercih edilir; ama bulunmadığı durumlarda
hamsi gibi ufak balıklar tercih edilmelidir.)
Bol yeşil salata (roka, marul, domates, limon ve zeytinyağı ile)
Yemekten bir saat sonra tatlı isterseniz ince bir dilim tahin helvası yiyebilirsiniz.

YATMADAN ÖNCE

1 Bardak az yağlı balla ve tarçınla tatlandırılmış ılık süt içelebilir. Gaz problemi olanlar rezene çayı tüketmeli.

Kaynak; Ayşe Öner
Hamilelik, doğum, ve Bebek Bakım Kitabı

17.02.2015

CESUR OLUN


BAŞARISIZLIKTAN KORKMAYIN!!

Dünyanın en büyük otomobil üreticilerden Ford'u kuran Henry Ford'un bu sektördeki ilk iki girişimi iflasla sonuçlandı. Üçüncü denemesinde hayal ettiği başarıyı yakaladı ve günümüze kadar gelen o dünya çapındaki efsaneyi yarattı.


Başarısızlığa, ancak başarmayı denediyseniz, uğrayabilirsiniz. Başarı için başarısızlık riskini göze almalısınız. Nietzsche'nin dediği gibi;

'Uçmayı istiyorsan, düşmeyi bileceksin.'


Kaybedecek kadar büyük değilsen, kazanacak kadar da büyük değilsin.

Hata yapmadan yeni bir şey keşfedemezsin. Hiç bir zaman korkup utanıp kırılmadıysan, bu hiçbir zaman riske girmedin demektir. Hiçbir şansı değerlendirmedin demektir.

İşe başvuran bir genç mülakata girdi. Okuduğu okulun diplomasını istediler. Gençse, 'Size gösterecek bir diplomam yok, ama geçmişte yaptığım hatalardan çıkardığım derslerin bir listesini size gösterebilirim.' dedi. O genci işe aldılar.

Başarısızlık, başarmamış olmak demektir. Başka hiçbir şansım kalmadı ya da isteklerine sahip olamayacaksın demek değil. İşe yaramaz bir insan olduğun anlamına da gelmiyor. Başarısızlık bir son değil, hayat yolculuğunda aldığın bir kilometredir.

En büyük başarı hiçbir zaman düşmemekte değil, her düşüşümüzde tekrar ayağa kalkabilmektedir.

Utanılması gereken bir şey olsaydı, bu amaçsız ve bir şeyi başarmayı denemeden, bir hedef uğrunda çalışmadan yaşamak olurdu.

Yapabileceğimiz en büyük hata, hata yapmaktan kokmaktır.

Bir ahırı düşünün. O ahırda üretim varsa, yerleri kirli olacaktır. Size yerleri gösterip, ne kadar kirli olduğunu söyleyenler olacak. Tek yaptıkları, bir şeyler yapmaya cesaret edenleri eleştirmek. Yapılan hata en azından insanın konuşmayı yeterince kesip bir şeyler yaptığının göstergesidir.

Hayatın amacı bir şeyler başarmaktır, kaç kez başarısızlığa uğradığınızın bir önemi yok.

Başarısızlık bir son değildir, bir engeldir. Başarısızlık  bir çıkmaz sokak değil, yoldan biraz sapmaktır. O engeli aşabilirsiniz. Bu karar size ait.

Karşınıza ne çıkarsa çıksın, cesaretsizliğe ve ümitsizliğe teslim olmayın. Kimsenin hayallerinizi çalmasına izin vermeyin.

Kimseyi memnun etmek zorunda değilsin. Bazı insanların seni sevmeyeceği gerçeğini kabullenmelisin. Beni de herkes sevmeyecek seni de.

En dipte ya da dibe yakın olmak ise bir ayrıcalıktır.

Bu sizin için uygun görülen sıradanlıkla ilgilenmediğinizi gösterir. Aklınız başka bir yerdedir.

Hayallerde..

Hayatımızı garantiye almak için risk almanız gerekiyor.

Bazen iyi gidecek, bazen gitmeyecek.

İyi gittiği zamanlar, iyi gitmediği zamanları unutturacak.

DAHA NE BEKLİYORSUNUZ?

Harekete geçin...

Korku hissettiğin zaman bil ki, kendini aşmak üzeresin...

Eğer başarı ve mutluluk yolunda ilerlemek istiyorsan, korku tünelinden geçmen gerekiyor.


Korkunun panzehiri eylemdir. Yani harekete geçmektir.

Ne zaman tereddüt edip beklersen , korku büyür. Hareketlilikse korkuyu yener. İlk adımı attıktan sonra korkunun zayıfladığını göreceksin.

Bir bütün, ufak parçalardan oluşur. Bir yemeği tek lokmada yutamazsınız. Bir köprünün inşası iki ufak parçanın birleşmesiyle başlar. Bu kitap ilk cümlenin yazılmasıyla başladı. ( ZORLUKLARA KARŞI KENDİNİ ATEŞLE) 

İşin tümü sizi korkutmasın. Hiç bir şey zor değildir, yeter ki parçalara ayrılsın...

YİRMİ YIL SONRA YAPTIKLARIN İÇİN DEĞİL, YAPMADIKLARIN İÇİN PİŞMANLIK DUYACAKSIN...

Bazı şeyleri erteliyoruz. Çünkü kendimizi iyi hissetmiyoruz. Tam ilk adımı atacağımızda, 'Kendimi iyi hissetmiyorum, iyi hissettiğim zaman başlarım.' ya da 'Kendime daha fazla güvenmediğim bir zamanda, o korktuğum şeyleri yaparım.' diyoruz.

Aslında kendimizi iyi hissetmemiz için o korktuğumuz şeyleri yapmamız gerekiyor. Başka bir deyişle, ancak o korktuğumuz şeyleri yaptığımızda, kendimize daha fazla güvenip kendimizi iyi hissedeceğiz.

Size korku veren durumları göz önüne getirin. Bunlarla ilgili ne yaptınız?

Bir kağıt alıp nelerden korktuğunu net olarak yaz.

Düşmanını tanımlayabilirsen, onu alt edebilirsin...



16.02.2015

ZORLULARA KARŞI KENDİNİ ATEŞLE ÖZET-2


Bir gün bir balıkçı av malzemelerini ve balık sepetini alarak oltayla balık tutmaya gitmiş.

Gittiği yerde bol şans dilediği diğer balıkçılar hiç balık yakalayamamışlar. Adam 'Ya nasip' diyerek oltasını atmış. Kısa bir süre sonra oltasına büyük bir balık gelmiş; ama adam balığı iğneden kurtarmış ve kendi kendine, 'Olmadı.' diyerek, balığı nehre bırakmış. Kısa bir süre sonra ondan daha da büyük bir balık yakalamış; ama yine 'Olmadı' . diyerek, balığı nehre bırakmış. Kısa bir süre sonra ondan daha da büyük bir balık yakalamış; ama yine 'Olmadı' diyerek, balığı suya bırakmış. Çevresindeki kişilerin şaşkın ve alaycı bakışları arasında küçük bir balık daha yakalamış. Çevresindekiler,

'Büyükleri beğenmediğine göre bunu hiç tutmaz hemen suya atar.' diye düşünmüşler.


Oysa adam balığı iğnede kurtardıktan sonra, 'Oh be! diyerek, balığı sepetine atmış. Adamın bu garip tavırlarına şaşıran oradaki balıkçılardan bir tanesi dayanamamış ve sormuş:

'Arkadaş; büyük balıkları suya geri atıyorsun, ama küçük balığı sevinçle sepetine koyuyorsun. Bunun anlamı nedir?

Adam tebessümle cevaplamış:

'Evet balıklar büyük, ama benim sepetim küçük. Ben sepetime uygun balıkları yakalamalıyım.'

Eğer hayal kırıklığı yaşadıysanız, başka bir hayal kurun. Yere çakıldıysanız, ayağa kalkın ve devam edin. 

Kapı yüzünüze kapandıysa, başka bir kapıyı zorlayın. Ne yaparsanız yapın hayatın bir köşesine çekilip kendinize acımayın.

Her sabah yataklarınızdan sınırlarınızı aşıp ileri gitmek için kalkın.

Bu yılı hayatınızın en iyi yılı yapın. Düşüncelerinize bütün bunlar için yer açın.

HİÇBİR YOL YOKKEN BİRDEN AÇILABİLİR.

O düşündüğün gerçek olabilir, ama eğer inanabilirsen.

Günlük yaşamayı bırakın. Bundan daha iyisini yapabilirsiniz.

FAKİRLİK İÇERİSİNDE YÜZÜYOR OLABİLİRSİN, AMA FAKİRLİĞİN SENİN İÇİNE GİRMESİNE İZİN VERME.

Yıllarca bize 'Ayağını yorganına göre uzat!' dediler. Bir Allah'ın kulu demedi ki, 'Dur gel şöyle ayağına göre bir yorgan dikelim.'

Gerçek fakirlik parasal değildir. Gerçek fakirlik düşüncelerimizin fakirliğidir, inançlarımızın fakirliğidir. Fikirler üretirseniz, bütün kalbinizle inanırsanız, parayı kendinize çekersiniz. Sorun parada değil, sorun her zaman fikirlerde ve inançta.  Tek sermayeniz fikirleriniz olabilir. Hiç bir sınır yok, istediğiniz kadar üretim yapabilirsiniz.

Ne zaman yeni bir şeye kalkışırsanız sizi uyarıyorum, içinizden o olumsuz sesler yükselecek. Belki uzman diye adlandırılanlar size hiçbir zaman başaramayacağınızı söylediler;

 'Bunun için gerekenler sizde mevcut değil.'

İÇİNİZDE AYAKTA KALIN...

Belki sizi sürekli aşağıya çeken, size yanlış davranan, sizi kötü hissettirmeye çalışan insanlarla birlikte çalışıyorsunuz. Sizi yıkmaya çalışıyor olabilirler. Bırakın bunlar bir kulağınızdan girsin, diğerinden çıksın. İnsanların sizi kırmasına ve neşenizi çalmasına izin vermeyin.

İNANMAK PANİĞE KAPILMAYI REDDETMEKTİR.

Bugün bir çok problem yaşıyor ya da fiziksel olarak her açıdan yere çakılmış durumda olabilirsin. Dış dünyanda bugün ayağa kalkman mümkün olmayabilir;

İşindeki sıkıntılar hemen bugün çözülmeyecek, o borç hemen bugün kapanmayacak, sağlığına hemen bugün kavuşamayacaksın, kendini yalnız ya da bunalmış hissediyor da olabilirsin. Belki hayat şu dönemde çok anlamlı gelmiyor olabilir. İtiraz etmiyorum, bugün dış dünyanda ayağa kalkman mümkün olmayabilir. Ama eğer dış dünyanda bugün ayağa kalkamıyorsan, İÇİNDE AYAĞA KALK! 

Çünkü içinde ayağa kalkarsan, dış dünyanda da yavaş yavaş ayağa kalkmaya başlayacaksın.

Düşman en iyi vuruşunu yapsa bile, seni en fazla yere serebilir, ama seni içten yıkamaz. Bu senin seçimin...

Bir insanın hayatında neler yaşadığı, içinde neler yaşadığı kadar önemli değildir.

HEMEN BURADA BİR KARAR VERİN:

Hayat karşınıza ne getirirse getirsin, içinizde ayakta kalmaya karar verin. Çünkü içinizde ayağa kalkarsanız, inanın bana, dış dünyanızda da yavaş yavaş ayağa kalkmaya başlayacaksınız.

Sen kendini adam yerine koymazsan, başkasının gelip de bunu senin yerine yapmasını bekleme. Yapmayacaklar. Sen kalkıp kaderini eline alacaksın. Bunun başka bir yolu yok.

Hayatta nerede olursan ol, ne yaşıyor olursan ol, imkansızı başarabilirsin. Parasal ya da sağlık, iş durumun, ilişkilerin ne durumda olursa olsun, orada kalmak zorunda değilsin. Ayağa kalkabilirsin. Dışarı çıkıp hayatını ilham veren bir hikayeye dönüştürebilirsin...


ZORLUKLARA KARŞI KENDİNİ ATEŞLE-1

15.02.2015

HAFTASONU FİLM KEYFİ...


Sinema keyfi evde daha güzel diyenlerdenim :))

Özellikle kışın soğuk havalarda kucağında battaniye, mısır patlakları, sıcacık bir çay ve sıcacık bir ev ortamında sinema keyfi tam benlik..

Hafta içi işin yorgunluğu gidiyor sanki... Huzur, sakinlik...

Bir de güzel bir film bulursam değmeyin benim keyfime... Bende izlediğim filmlerden sadece beğendiklerimi sizlerle paylaşacağım. 


Aksiyon, Bilimkurgu, Fantastik ve Macera benim tarzım filmler... Bazen de Romantik Komedi... 



Geçen haftasonu izlediğim ve gerçekten çok beğendiğim film YAŞA, ÖL, TEKRAR ET...

Tavsiye ederim...

14.02.2015

ZORLUKLARA KARŞI KENDİNİ ATEŞLE ÖZET...


İnanmak, bir şeyin nasıl olduğu konusunda emin olmaktır ve tamamıyla kendi bakış açımıza göre oluşur. Bazen düşüncelerimizi sorgulamadan ya da yargılamadan bir kaç kez düşündükten sonra onları gerçekmiş gibi kabul ederiz.

Bütün geleceğimiz, zihnimizde oluşturduğumuz alışkanlıklara, yani inançlara bağlıdır. Neye yürekten inanırsak, hayatımıza çekmeye başlarız. İnancımızın gerçekle bir ilgisinin olması ya da bir hayal ürünü olması bu sonucu değiştirmez.


Kaybediyorsanız, 'Zafer benimdir.' deyin. Sabah uyandığında, o bütün olumsuz düşünceleri silip atın. İçiniz sizinle değil, siz içinizle konuşun.

Dünyanın en büyük ve güçlü bilgisayarına sahip olabilirsiniz, ama içine virüs girerse, bilgisayarınız yavaşlamaya ve işlemlerde hata vermeye başlar. Bilgisayar kötü olduğu için değil, içine virüs girdiği için.

Olumsuz düşünceler de virüsler gibidir. Virüslerin yalanlarına inanmaya başladı. 'Ben o kadar yavaşım ki, çekici değilim ki, zeki değilim ki, hayatımı değiştiremem. Hiç bir zaman başarılı olamam. Ben buyum ve hayatım da bu.' Böylece o yaşayabileceğimiz hayatı hiç bir zaman yaşayamayız.

DÜŞÜNCELERİNİZE DİKKAT EDİN, GERÇEKLEŞEBİLİRLER...

Bozcaada'da tatil yapan Gökhan Özbek, burada hurda bir araba görünce aklına hemen bir espiri geldi. Genç adam arabanın içine girip sağ arka koltuğa oturdu ve ölmüş gibi poz vererek fotoğraf çektirdi. Gökhan tatil dönüşünde bu fotoğrafı arkadaşlarına gösterip şaka yapacak ve 'Trafik kazası geçirdim, öldüm. Bakın bu da ölümün fotoğrafı. Ben aslında bir hortlağım!' diyecekti. 

Tatil bitti, Gökhan memeleketine döndü. Kısa süre sonra gelen Ramazan Bayramı vesilesiyle Gökhan ailesine İzmir'e gitmeye karar verdiler. Otomobili Gökhan'ın babası kullanıyordu. Manisa-Kırkağaç girişinde mola veren aile, biraz dinlendikten sonra tekrar yola koyuldu. Yola çıkalı henüz birkaç dakika olmuştu ki, önlerine aniden bir yaya fırladı, Baba Hikmet Bey direksiyonu kırdı, ama yayaya çarpmayı engelleyemedi. Kazanın etkisiyle Hikmet Bey direksiyon hakimiyetini kaybetti. Ön cam patladı ve araba dört takla atarak bir hendeğe yuvarlandı. Gökhan kırdı 7 ay önce şaka olsun diye çektirdiği fotoğraftaki gibi arabanın arka koltuğunda oturuyordu. Fotoğraf şakası ne yazık ki, gerçek olmuştu.

ÖZGÜVEN

Özgüven, sizin kendinizi değerlendirmenizdir. Başkalarının sizin hakkında ne düşündüğü ya da hissettiği değil, sizin kendi hakkındaki duygu ve düşüncelerinizdir. Özgüven, başarısızlığın sebebi ve başarının anahtarıdır.

Sizin kendi hakkında ne düşündüğünüz, başkaların sizin hakkında ne düşündüğünden çok daha önemlidir.

                                                                          SENECA....

Yapılan araştırmalar, her yedi kişiden altısının özgüveninin düşük olduğunu ortaya koyuyor. İşe geç kalırız. Sürekli televizyonun başındayızdır, fala yeriz, anlamsızca uzun uzun sosyalleşiriz, isteksiziz ve hiçbir şey yapmaya enerjimiz yok.

Kendimizle ilgili hiçbir olumsuz düşünceye sahip olmamanın nasıl bir şey olabileceğini hayal edebiliyor musunuz? Kendimizle ve hayatla barışık olmak nasıl olurdu? Yeniden doğmuş gibi olurduk herhalde. Hayatımız boyunca taşımış olurduk. Kendimize güvenirdik, kendimizi iyi hissederdik, hayattan keyif alırdık. Kendimizi iyi hissederdik, hayattan keyif alırdık. Kendimizi iyi şeylere layık görürdük. İşimizde daha yükseğe tırmanırdık. Daha iyi bir eş, daha iyi bir anne baba, daha iyi bir çalışma arkadaşı olurduk. Neşe ve mutlulukla dolup taşardık. Bunun için bir şeyin olması gerekmezdi, yaşamın kendisi ve hayatta olmamız yeterli olurdu.

ÖZGÜVEN KAZANCINIZI BELİRLER.

Özgüvenin bir yansıması da ne kadar para kazanabileceğiniz konusunda kabul edebileceğiniz ya da kendinize uygun gördüğünüz miktardır. Diyelim ki, kendinizi bir milyar kazanırken görebiliyorsunuz, ama üç milyar tamamıyla hayl dünyanızın sınırları dışında. Bu rakamların bir önemi yoktur. Önemli olan kendinize neyi uygun gördüğünüzdür.


Bu kadarla bitmiyor kitap özeti bir kaç post yazılır bu kitaptan... Eşsiz bir kitap okumanızı tavsiye ederim. Tabiki devamını da yazacağım. 

Bu kitapla ilgili diğer yazılar:


zorluklara karşı kendini ateşle

umut

Bin aynalı tapınak