13.06.2013

SAYARAK ZAYIFLA 5333


Her formülün birinci sayısı günlük alınması gereken Tahılı, ikinci yarısı Eti, üçüncü sayısı Sütü, dördüncü sayısı da Meyveyi temsil eder. Yani örneğin 5333 formülünü uygulamak istediğinizde o gün içinde 5 tane tahıl grubundan, 3 tane et grubundan ve 3 tane meyve grubundan yiyebilirsiniz anlamına geliyor.
taşlarla şifa için : yağmurun dünyası

ŞİŞMANLIK BİR HASTALIKTIR.

Kalıcı olarak kilo vermek istiyorsanız uyguladığınız sistemi ömür boyu sürdürebilmeniz gerekir.
  Size önerim, mümkün olduğu kadar açık havada yürüyüş yapmaya çalışın.

Şişmanlığı besleyen ve tetikleyen davranış: HAREKETSİZLİKTİR.

Bazıları için stres arttığında iştah artışı da kaçınılmaz olur. (stres yönetimi)

İştah bir yiyeceğin zevkle, isteyerek ve arzulayarak yenmesi durumudur. Bir insanın hangi yiyeceklere karşı istek duyacağını öğrenilmiş bir davranıştır.

Düşünsenize, 20 kilo ağırlık artışınız olduğunda her gün bir damacana suyu taşıyarak dolaşıyorsunuz demektir.!

AKŞAM YEMEĞİ FAKİR, SABAH KAHVALTINIZ ZENGİN OLSUN!!!

İnsan beyniyle doyar, bedeniyle değil.

Diyet ürünleri insanı zayıflatmaz.

İştahınızla baş etmek istiyorsanız;

* Yiyecekleri uzun süre çiğneyin. Mide ile beyin arasında tokluk sinyali 20 dakika da oluşuyor. O nedenle yavaş yemek daha az yemeyi ve daha uzu tok kalmayı sağlıyor.

* İştahınızın açıldığını, yemek hayali kurmaya başladığınızı hissedince işe su içerek başlayın.

*Tuzlu, baharatlı, şekerli yiyeceklerden uzak durun.

*Üzüldüğünüzde, sıkıldığınız da soluğu mutfakta alıyorsanız hemen durun! Mutfak yerine dışarı çıkın, yürüyüş yapın.

Hayattaki her şey gibi, yediğimiz yiyeceklerinde farkında olursak ve bilinçli tercihler yaparsak daha sağlıklı bir vücuda sahip olabiliriz.

En büyük yenilgi, düşünce sistemiyle başlar. Ben yapamıyorum. İşte yine yenildim duygusu kilo vermenin önündeki en büyük engeldir.

Kendinizi tıpkı bir bebek gibi düşünün!
Yürümeyi öğrenmeden önce emekleyeceksiniz.
Sonra tutunarak ayağa kalkacaksınız ve bir bakacaksınız ki koşmaya başlamışsınız.
Ama koşmaya başlamadan önce bazen düşeceksiniz, bazen kafanıza bir yerlere vuracaksınız ama düşe kalka da olsa sonunda mutlaka yürümeyi öğreneceksiniz. İşte zayıflama süreci de böyle bir süreçtir. Bazen çok yerseniz de bir sonraki öğünde az yemeğe çalışacaksınız.

TARTIYA KÜSMEYİN....

O yüzden siz siz olun her gün bir defa mümkünse dabah aç karnına büyük tuvaletinizi yaptıktan sonra tartıya çıkın.

Bir yazımda tartıyı yasaklamıştık...

Yaptığımız en büyük yanlış ise kilo vermek istediğimizde beslenmemizden ekmeği çıkartmak oluyor. Bugün ekmek en temel ve en yararlı besin maddesidir.
Bunun yerine...

Şekerli içtiğimiz her şey ekmek demek. Örneğin; 1 kutu kola, 1 bardak limonata, 1 bardak hazır meyve suları içtiğimizde 4 dilim ekmek yemiş oluruz.

Dr. Ayça Kaya nın kitabında ilgimi çeken bölümler bunlar. Size kendi yeme şeklinizi ayarlayabilişiniz diyor. Kendim için hazırladığım diyet listemi sizinle paylaşmak isterim. Örnek diyet listeleri de yazmış erkekler içinse daha farklı 73343 şeklinde besinleri gruplamış. Ve son olarak kitabın arkasında bulunan diyet yemekleri verilmiş..

SABAH:

*2 dilim ekmek (çavdar, kepek)
*1 dilim peynir veya 1 yumurta
* Bol domates, salatalık, biber
*5 zeytin veya 1 tatlı kaşığı kaymak veya tereyağ

ÖĞLEN:

*1 dilim ekmek veya 2 yemek kaşığı pilav veya 2 yemek kaşığı makarna veya bir kepçe çorba
*1 porsiyon tavuk şiş
*çiğ salata (1 tatlı kaşığı yağ)
*1 bardak ayran

İKİNDİ:

*1 fincan süte 1 tatlı kaşığı kahve
*2 grisini

Akşam yemeğine yakın 1 büyük elma yenebilir.

AKŞAM:

*1 dilim ekmek veya 1 kepçe çorba veya 2 yemek kaşığı pilav veya makarna
* 6-7 yemek kaşığı etsiz pişmiş bir sebze yemeği ( az yağlı)
*1 kase yoğurt veya 1 kase cacık veya 1 bardak ayran

5 TAHIL, 3 ET, 3 SÜT, 3 YAĞ, 3 MEYVE şeklinde gün içinde dikkat ederek yeme diyeti...

Bundan sonra hayatınız boyunca her gün uyandığınızda kendiniz için yeme planı yapın
ve her gece kendinizi kontrol edin. Günlük yeme planım nasıldı, bu planı ne kadar uygulayabildim diye düşünün. Bunun için lütfen kendinize bir defter alın ve yediğiniz her şeyin kaydını tutun.



                      YAĞMURUN DÜNYASI: FACEBOOK

buna benzer yazılarım: ACI RECETEYLE TATLI SON

                                          TEK ŞİŞMAN BEYNİNİZ

                                           TEK ŞİŞMAN BEYNİNİZ-2

                                            ZAYIFLAMA KURSU

                                            RUHUNU DİNLE, BEDENİNİ DOYUR

                                                DUYGUSAL AÇLIK

                                                  KORKMA YE!!

                                                 SAĞLIK

23.05.2013

KÜÇÜK KIRMIZI AŞK KİTABI


Aşkı bulmak ve sürdürmek bir şans, bir tesadüf işi değildir.


Biyolojiye göre aşk, türün devamı için yapılan en uygun seçimdir.
Kimyaya göre aşk, birtakım kimyasal enzimlerin, hormonların oluşumudur.
Sosyal psikolojiye göre eş seçiminde aşk, değiş tokuş prensebine dayanır.

Ama çoğumuz hayat boyu sadece bir ya da birkaç kez aşık oluruz. Eğer ciddi bir liste yaparsak bu bir kaç kişinin birbirini andırdığını, temel özelliklerinin ne kadar birbirine benzediğini görürüz. Hem olumlu hem olumsuz özellikler.

Eğer bilinçli bir seçim yapmıyorsak yani ilk ilişkimizden ders almadan ve kendimizi geliştirmeden yeni bir ilişkiye giriyorsak ikinci eş ilkine benzer.

Aşık olduğumuz kişi, bizi yetiştiren insaların olumlu ve olumsuz özelliklerini taşır.

Çocukluk travmalarının ille de devasa boyutlarda olması şart değil. En iyi koşullarda büyümüş olsak bile görünmez incilmelerle dolu oluyoruz. Kaldı ki kaçımız bilinçli anne babalar tarafından yetiştirdik?

Terk eden ebeveyn yerine, güvenilir bir eş seçmeli. Aşırı koruyucu ebeveyn yerine özgür bırakan eş seçmeli. Alkolik ebeveyn yerine alkol kullanmayan eş seçmeli.

Ama bu muhakemeyi yeni beyin yapar. Eş seçimini ise eski beyin yapar. Zaman boyutu olmayan eski beyin . Eski beyin anne babaya benzeyen eş seçer. Çünkü eski koşulları yeniden yaratıp, anne babayı 'düzeltmek' ister.

Aşkın bu ilk döneminde;
 yani ikimiz bir fidanın güller açan dalıyız döneminde aşıklar birbirine sınırsız güvenir.

Aşkın orta dönemi...

İlişkinin bu döneminde kadın da erkek de ödül beklemeye başlar.

Aşkın güç mücadelesi dönemi...

Ama bu beklentiler partnerle paylaşılmaz. Onun zihin okuması beklenir. Oysa eşimizin ihtiyaçlarını gidermek için değil, kendi psikolojik ve duygusal gelişimimizde ilerlemek için evlenmiştik.

Güç mücadelesinde ise hem ana babamızın olumsuz özelliklerini hem de kendimizde yadsıdığımız olumsuz özellikleri onda görmeye başlarız.

Tüm bunları bilinçsizce yaparız.

İlişkinin bitiş dönemi...

Güç mücadelesi ilişkiyi adım adım bitirir. İlişki bir süre sonra ya biter ya da tükenmiş nice evlilik gibi mutsuz bir şekilde sürmeye devam eder.

Bir ilişkide bilinçli çaba gerektirir. Emek gerektirir. Bilinçaltı inaçların değiştirilmesi gerekir. Bireysel gelişim gerektirir.

Sevgi emektir. Ama kendini sevmek ama başkasını sevmek. İkisi de emek gerektirir.

Bir aşk kitabı daha paylaşmak istedim sizinle.
Bir sonraki yazım da 'doyumlu ilişki '

Bütün yazılarımı okumak için facebook: yağmurun dünyası
 

21.05.2013

STRES YÖNETİMİ SEMİNERİNDEN NOTLAR


Bugün kariyer.net in düzenlediği eğitime katıldım. Çok beğendiğim bir seminer oldu sizede bu seminerde öğrendiklerimi anlatacağım. Umarım size de bir faydası bulunur.

Stresi altında yatan korkudur.

Tamamen yeni (Daha önce deneyimlediğimiz yeni şey)
Risk-Belirsizlik (Olacağını tehmin edemeyeceğimiz bir şey)
Ego için tehdit (Bir insan olarak yetkinliğiniz sorgulanıyor)
Kontrolsüzlük (Durumu çok az da hiç kontrol edemeyeceğini hissediyorsunuz)

Ve bunların beklentisi

STRESİN TANIMI...

Bir durumu algılıyoruz ve yorumlama şeklimize stres diyoruz.

Düşüncelerinize dikkat edin, kelimeleriniz olur.
Kelimelerinize dikkat edin, davranışlarınız olur.
Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınız olur.
Alışkanlıklarınıza dikkat edin, hayatınızı değiştirir...

Farkındalık ile stres yönetimi mümkündür. Ana temel konu farkındalığımızı geliştirmektedir. Farkındalık;

Bedendeki hisler,
Duygular,
Düşünce.

Şeklinde farkındalık ile mümkündür. Stres kötüdür denilmez. İyi yönleri de vardır.

Seminerdeki anlatılan örneği anlatmam gerekirse,

Diyelim ki Çırağanda bir yemeğe gidiceğim. Nefis bir yemek beni bekliyor. Şöförüm beni kağıthane dersinden götürürken dedim ki kenara çek ve bana bir şişenin içine kağıthane deresinin pis kokusunu doldur. Ve yemeğe gittik Çırağanda enfes bir yemek yerken, şöförüme dedim ki bana o şişeyi getir ve o pis kokuyu salonun ortasında açıyorum ve pis koku bütün salonu kaplıyor. sizce ben bunu neden yaptım?

İşte bu sizin çok güzel bir ortama kötü düşünceleri götürme şeklinizdir. Sizce  gerek var mı?

ZİHNİNİZİ YÖNETEREK, STRESİNİZİ AZALTIN...

Stres gerçek olaydan çok bizim onu nasıl algıladığımızla ilgilidir.

Duygular ve stres bulaşıcıdır.

İş hayatında bizi strese sokan nedenler...

Hedef baskısı, Zaman baskısı ve iş yükü....

Yeterince kaynağımız olmadığını düşünüyoruz. İşte bu nedenle biz strese giriyoruz.
Stres tepkisini hayatta kalmak için veriyor.

Çocukların strese girmesi boylarının uzamamasını neden olur.

Bizim vücudumuzda stersin etkilediği ve sinirin bulunduğu yerler. BAŞ, ÇENE, SIRT sinirlerine vurur.

Stresten kaçınmak için algı değişikliği ve olayların karşısındaki yorumuzu değiştirmemiz gerekiyor. Zihnimiz gerçeği ayırt edemez. Yine seminerde verilen bir örneği vermem gerekirse,

Evinize hırsız girmesini istemiyorsunuz ve evinizin bahcesine çok iyi eğitilmiş hırsızlara karşı bir köpek aldınız. Kafanız çok rahat ve artık korkmuyorsunuz hırsızlardan. Hırsızlarda uyanık olduğu için köpeğin odağını değiştirmeye çalışıyorlar ve et verip köpeğe sizin evinize girip soygunu gerçekleştiriyorlar. Bu durumdan rahatsız olup bu sefer bekçi dikiyorsunuz kapınıza. Bir köpeğiniz ve bir bekçiniz var artık. Hırsızlar tekrar geliyor ve köpeğe tekrar odağını değiştirmek içim et veriyorlar ama bu sefer bekçi diyor ki köpeğe hayır senin işin hırsızlarla mücedele etmek. Ve odağını doğru yere çekiyor.

İşte bizim stresli olduğumuzda odağımız kendi içimiz olmalı mesela nefesimize odaklanalım ya da ayaklarımızı yere basıp yeri hissedelim. İşe yaradığını görüceksiniz...:)

Meditasyonunda stresi azaltması gibi bir durum vardır. Seminerde yaptığımız meditasyon tekniklerinden bir tanesi benim bloğumda da paylaştığım nefes tekniğidir. İş yerinde 10 dakikanızı ayırarak yapabilirsiniz. MEDİTASYON YAPMA ZAMANI..

Umarım notlarımı beğenmişsinizdir. Her gittiğim eğitimleri sizinle paylaşıcam.
 Beni takip etmek için...

                                                facebook: YAĞMURUN DÜNYASI

 

16.05.2013

MEDİTASYON YAPMA ZAMANI....


Hayata geçirecek bir işlemde bulunmazsak okuduğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüz tüm bilgiler sahip olduğumuz bir 'şey' olarak kalabilirler. Varoluşun kendisinin başlı başına bir işlem olması nedeniyle özellikle spiritüel bilgileri tüm benliğimize veri olarak arkatarabilmemiz için 'var olma' işlemini gerçekleştirmemiz gerekir.

'Var olmanın' ilk kuralı durup izlemektir. Bunun adına 'meditasyon' diyoruz.

Her biri 15 ile 30 dakikayı geçmeyecek yönlendirmelerle kendinizi yeniden keşfedip doğanızla uyum içinde 'olağanüstü' bir hayat sürmeniz dileğimle.

HAYATLA ALIŞVERİŞ MEDİTASYONU

Aslında hayat ile olan alışverişimiz aynı nefes alışverişimiz gibidir; doğal, cabasız ve çömert. Günde kaç kez nefes alıp verdiğimizi saymadığımız gibi, özümüzün hayata kimden, neyi, ne kadar alıp verdiğini de bilemeyiz. Beklenti olmadan hayatın bize akmasına izin veririz.

Kalbimizde bir tıkanıklık var ise bu nefesimizi, nefesimizde ahenk yoksa bu da hayatın bize akışını engeller.

Rahat bir pozisyonda oturun ya da uzanın. Gözlerinizi kapatıp dikkatinizi nefesinize verin. Nefesinizde hiç bir değişiklik yapmadan sadece solumanızı gözlemleyin. Ne kadar nefes alıp, ne kadar içimizde tutup, ne kadar veriyorsunuz? Nefes alış, nefes veriş miktarınız ve bunların süreleri eşit mi?

Şimdi nefesinizde hiçbir değişiklik yapmayın. Sadece nefes alırken ihtiyaç hissettiğiniz enerjileri  -neşe,güven,cesaret,huzur,yaşam gücü, azim, kararlılık vb- evrenden içinize çektiğinizi hayal edin.

Nefesinizi verirken de artık size yaramayan, ihtiyacınız olmayan, doğanıza ait olmayan enerjileri - bitkinlik, öfke,korku,kin,nefret vb- nefesinizle beraber evrene geri verin.

10-15 dakika tekrar ettikten sonra gözlerinizi kapalı tutmaya devam edin. Kendi dinginliğinizde durup nefesinizle beraber içinize doldurduğunuz yeni enerjilerinizi fark ederek özümseyin.

Kendinizi hazır hissettiğinizde gözlerinizi açın.

Çeşitli meditasyon teknikleri öğrendim. Başarının 7 spiritüel yasası kitabında öğrendiğim teknikleri sizinle paylaşıcam. Sizinde bildiğiniz meditasyon teknikleri varsa yorumlarınızı bekliyorum.

facebook: yağmurun dünyası

 

ZORLUKLARA KARŞI KENDİNİ ATEŞLE


Gerçek fakirlik parasal değildir. Gerçek fakirlik düşüncelerimizin fakirliğidir, inançlarımızın fakirliğidir. Fikirler üretirsiniz, bütün kalbinizle inanırsanız, parayı kendinize çekersiniz. Sorun parada değil, sorun her zaman fikirlerde ve inaçta. Tek sermayeniz fikirleriniz olabilir. Hiçbir sınır yok, istediğiniz kadar üretim yapabilirsiniz.

Ne zaman yeni bir şeye kalkışırsanız sizi uyarıyorum, içinizden o olumlu sesler yükselecek. Belki uzman diye adlandırılanlar size hiçbir zaman başaramayacağınızı söylediler; 'Bunun için gerekenler sizde mevcut değil.'

Bu yalanlara inanmayın.

Hayatınızda yolunuza her çıkanı kabullenmeyin.

Siz ortalama olmanız için bu dünyaya gelmediniz.

Hafızanızla değil, hayal gücünüzle hareket edin.

Belki sizi sürekli aşağıya çeken, size yanlış davranan, sizi kötü hissettirmeye çalışan olabilirler. Bırakın bunlar bir kulağınızdan girsin, diğerinden çıksın. İnsanların sizi kırmasına ve neşenizi çalmasına izin vermeyin.

Bugün bir çok proplem yaşıyor ya da fiziksel olarak her açıdan yere çakılmış durumda olabilirsiniz. Dış dünya da bugün ayağa kalkman mümkün olmayabilir; İşindeki sıkıntılar hemen bugün çözülmeyecek, o borç hemen bugün kapanmayacak, sağlığına hemen bugün kavuşamayacaksın, kendini yanlız ya da bunalmış hissediyor da olabilirsin. Belki hayat şu dönemde çok anlamlı gelmiyor olabilir. İtiraz etmiyorum, bugün dış dünyanda bugün ayağa kalkmıyorsan, İÇİNDE AYAĞA KALK!!! Çünkü içinde ayağa kalkarsan, dış dünyanda da yavaş yavaş ayağa kalmaya başlayacaksın.

Bir insanın hayatında neler yaşadığı, içinde neler yaşadığı kadar önemli değildir.

Senin başarın iki kulağının arasında. Başkaların senin hakkında ne düşündüğünde, öğretmenlerin ya da işyerinde ki insanların senin hakkında neler söylediğinde değil, geçmişte neler yaptığında, bugün nerede olduğunda ya da ekonominin içinde bulunduğu durumda da değil. Başarı senin kalbinde. Onu dışarıda arama.

Sen kendini adam yerine koymazsan, başkasının gelip de bunu senin yerine yapmasını bekleme. Yapmayacaklar. Sen kalkıp kaderini eline alacaksın. Bunun başka bir yolu yok.

Geleceğin kendi avuçlarının arasında. Sen kendi kendine yeterlisin. Başarmak için gereken her şeye sahipsin. Beklemek zorunda değilsin. İş değiştirmek zorunda değilsin. Hedeflerinin peşinden gitmek için şimdi hazırsın. Yürekten inanıyorsan başarı için gereken her şeye sahipsin. Yarın değil, gelecek ay değil, hemen şimdi.

Kitaptan kısa bir bölüm yayınlamak, belki sizi motive eder diye düşündüm. Güzel bir gün geçirmenizi dilerim.

                                           facebook; yağmurun dünyası

14.05.2013

FISILTILARI DİNLE


Yıllar içerisinde fark ettim ki evren bizimle fısıltılarla konuşur. Eğer fısıltılara aldırmazsak, küçük çakıl taşları atar üzerimize. Eğer hala evrene kulak vermezsek, tuğlalar gibi problemlerle karşılaşmaya başlarız. Eğer hala evreni duymayacak kadar kalın kafalıysak, o tuğladan örülü duvar üzerimize yıkılı verir, altında kalırız.

Hayatın her alanında bu durumu o kadar çok gözlemledim ki, eğer çakıl taşlarına aldırmazsanız, her an karşınıza problemlerle örülü bir duvat çıkabilir demektir.

Hayatımızla ilgili gerçekten neyin önemli olduğunu düşünmeliyiz. Bazen insanlara onları neyin mutlu ettiğini sorarım. Çoğu hemen cevap vermekte zorlanırlar. Aileleri ve arkadaşlarıyla ilgili bir şey söylerler. Oysa kendi hayatları çok daha farklı bir şeydir.

Hayatta her şeyin bir anlamı vardır.

Tüm bunlar boşuna yaşanmadı.

Çöküş ne kadar büyükse, alınacak ders de okadar büyük olur.

                                                                                         Oprah Winfrey

Oprah ın hikayesini daha önce paylaşmıştım ve çok etkilenmiştim okuduğumda...

KENDİ MUCİZENİ YARAT...

Geçenlerde okuduğum kitabın içinde de hayatından alıntı vardı. Sizinle de paylaşmak isterim... Benim kendimce yapmaya çalıştığım şeyi yapmış. Kitaplardan öğrenmiş...

Babası, Oprah'tan her hafta bir kitap okumasını, onu özetlemesini ve çıkarttığı dersleri kendisine anlatmasını istemiş. Oprah, okuduğu kitaplarla kendini, yaşamı tanımış ve gücünü fark etmiş. Ve sonra her başarısını kendisine bir basamak yapıp hızla yükselmeye başlamış.

İşte ben size Oprah'ı başarıya götüren sihirli formülü yazdım.

facebook: YAĞMURUN DÜNYASI