12.05.2013

ÇİFT KARİYERLİ EŞLER - ÇİFT KARİYERLİLİK


Çift Kariyerli Eşler; Ekonomik koşullar gereği; büyük çoğunluğu, karı koca, ikisi birden

çalışmaktadırlar. Bu durum, çiftlerin özel yaşamlarında olduğu gibi iş yaşamlarında da birtakım sorunlara yol açmaktadır. Her iki taraf da kendi kariyer yolunda, çizdiği hedefler doğrultusunda ilerlemeyi planlamaktadır. Bazı durumlarda, yolları çakışmakta ve herhangi birinin kariyerinin devamı, diğerinin kariyerine engel olabilmektedir. Öte yandan, özellikle kadın açısından, çocuk ve benzeri ailevi sorumluluklar da kariyer sürecinde etkili olabilmekte, bir engel yaratabilmektedir.

Bu tip kariyere sahip çiftleri, üç grup altında toplamak mümkündür.

* Aynı işletmede aynı kariyeri izleyen eşler
* Aynı işletmede farklı kariyer izleyen eşler
* Farklı işletmede benzer veya farklı kariyer tercihleri olan eşler.

Çift Kariyerlilik; Bireyin iki farklı kariyer alanında da ilerlemesini ifade etmektedir. Çalıştığı her iki iş de belirli bir uzmanlık, deneyim gerektiriyor ve bunun karşılığında da her ikisi de; bireye unvan, statü ve kariyer sağlıyorsa, burada çift kariyerlilikten söz etmek mümkün olacaktır. Böylesi bir durumda; her iki kariyer yolunda da ilerlemeye çalışan kişi açısından, birtakım sorunlar ortaya çıkacaktır. Çabasını her iki kariyere paylaştırmaya çalışacak kişi, başarıya ulaşmakta zorlanacaktır. Burada kişinin daha çok ilgi duyduğu, hoşlandığı keriyer basamağında ilerlemesi onu başarıya götürecek, iş tatmini ve motivasyonunu artıracaktır.

Benzer konular: MOBBİNG SÜRECİNİN AŞAMALARI
                         
                            MOBBİNG İN FİZYOLOJİK BELİRTİLERİ

                           MOBBİNGCİ TİPLER

FACEBOOK: YAĞMURUN DÜNYASI

ÇALIŞMA HAYATINDA KADIN OLMANIN ZORLUĞU


Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) yaptığı araştırmalar doğrultusunda; kadınların toplam çalışanların yüzde kırkını oluşturduğu, işsizlik oranlarının erkek çalışanlara göre daha yüksek olduğu ve yoğun olarak çalışma koşullarının kötü ve işten çıkarılmanın kolay olduğu işlerde çalıştıkları görülmektedir. Konuyu ülkemiz açısından irdelediğimizde de, durumun pek de iç açıcı olduğunu söylememiz mümkün değildir. Makro açıdan ortaya çıkan bu durumun yanı sıra; mikro açıdan, organizasyonlar düzeyinde bakıldığında da kadın çalışanların, özellikle üst yönetim kademelerinde ilerlemelerinin daha kısıtlı olduğu görülmektedir. Kadınların üst kademelerde yer almamasına çeşitli gerekçeler ileri sürülmektedir.

* Kadınların çocuk büyütmek için kariyerlerine ara vermeleri veya durdurmaları.
* Kadın çalışanların aile ve meslek yaşamı sorumluluklarını dengeleme arayışları.
* Başarılı kadınların kendi işlerini kurup, bağımsız çalışma istekleri.

İşimiz en büyük servetimiz...

Cam Tavan Karamı; Kadın çalışanların organizasyonun üst düzey kademelerine ilerlemelerini engelleyen, görülmeyen ve geçilemeyen engelleri tanımlamaktadır. Bu engellerin, kadınların bu noktalarda başarılı olamama olasılıklarından değil, sadece kadın olmalarından dolayı çıkartıldığı ileri sürülmektedir. Diğer bir deyişle cam tavan, organizasyonlarda üst yönetim pozisyonları için kadınlara konan keyfi bir engeldir. Bu engeller kadınların eğitim düzeyi, performansı, fiziksel görünümü veya yetenekleri gibi özelliklerine bakılmaksızın, cinsiyetlerine bağlı olarak ortaya çıkartılmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalarda, organizasyonda terfi etmeyi bekleyen kadınların, bunun gerçekleşmemesi durumunda uğradıkları hayal kırıklıkları vurgulanmaktadır. Bu aşamada görünmez engellerle karşılan kadınların hevesleri kaybolmakta, bu konuda başarılı olmanın olanaksızlığını kabullenmekte, ya işten ayrılmakta ya da kariyer ilerlemelerine yönelik çabalarından vazgeçmektedirler. Cam tavan görünmez bir unsur olarak hep var olmakta ve özellikle kadın çalışanların ilerlemelerinde karşılarına çıkarak belirgin bir hal almaktadır.

Benzer konular: DÜNYADA MOBBİNG
                          İŞCİ DAVALARI
                          REKABET YASAĞI İŞ SÖZLEŞMESİ

Yeni yazılarımı takip etmek için; facebook: YAĞMURUN DÜNYASI
 

KOÇLUK SÜRECİ


Her yerde karşımıza çıkan yeni bir meslek koçluk. Acaba yapabilirmiyiz. Bende eğitimlere katıldım yakın zamanda ve deneyimlerimi sizinle paylaşmak istedim.

KOÇ, Kişinin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmayı sağlamaktır.

Hiç kimseye hiç bir şey öğretemezsiniz olsa olsa, onu kendinde keşfetmesine yardımcı olabilirsiniz.
                                                                                            Galileo Galilei

KOÇLUKTA AMAÇ

* Kişinin güçlü yanlarını yukarı çıkartmak,
* Kişinin engelleri aşmasına yardım etmek,
* Sahip olduğu potansiyelleri sürekli eğitim yoluyla eksiksiz olarak kullanmasını sağlamak.
* Daha etkin olabilmek için yeni beceriler ve etkinlikler edinmek,
* Yeni sorumluluklara hazır hale gelmek,
* Kendini yönetmek,
* Performans hedeflerini netleştirmek ve onlara yönelik çalışmak,
* İş tatmini ve motivasyonu yükseltmek,
* İyi bir rol modeli gibi davranın.

KOÇLUK SÜRECİ

* Can kulağı ile dinlemek,
* Doğru soruları sormak,
* Kanaatlerinizi savunmak,
* Koç olarak geribildirimde bulunmak,
* Koç olarak geribildirim almak,
* Anlayış birliği sağlamak,

KOÇLUK ESNASINDA; Koçinin (Danışanın) net olmasını sağlamalıyız. Bu konuda sorular sormalıyız. Konuşmasını devam ettirmesine teşvik etmeliyiz. Ucu açık sorular sormalıyız. ÇÜNKÜ.....? gibi,
Karşınızdaki insanın niyet ve duyguları hakkında daha fazla şey öğrenmek istediğinide açık uçlu sorular sorulur...
Ses tonunuz yapıca olsun...
Hedeflerin gerçekçi olmasına yardımcı olmak, Hedeflerin tutturulması için yerine getirilmesi gereken görevlerin önceliklerinin belirlenmesinde koçluk yaptığınız kişiye yardımcı olmak.
Potansiyel engellere işaret etmek ve potansiyel çözümler konusunda beyin fırtınası yapmak.
İyi giden ve gitmeyen şeylerin neler olduğu üzerinde durmak.
Gözlemlerimizi paylaşmak ve kaydedilen olumlu ilerlemeleri pekiştirmek.
Eylem planında yapılması gereken olası değişiklikleri tespit etmek.
Çıkardıkları iyi işleri taktir etmek.

GÜÇLÜ SORULAR?
NERDE?
NASIL?
HANGİ?
NE?
NE ZAMAN?

'Size koçluk yapmamı istediğiniz herhangi bir konu var mı?
'Hangi sürecinden bahsetmek istersiniz?'
'Duygularınızdan bahsetmek istermisiniz?'
'Değiştirmek istediğiniz şeylerden bahsetmek ister misiniz?'

'Anlattıklarınızdan bir şey hissediyorum. Hissettiğime isim veremedim bana yardımcı olur musunuz?'

Koçi size kendi ile ilgili nasıl yapmalıyım gibi sorular sorduğunda bir koçun vermesi gereken soru.....
'Benim fikrimimi soruyorsun?' dur. Koçlukta koçiye sadece sorular sorarak kendi çözümünü kendi bulması istenir. Nadir durumlarda kişiye yön verilebilir.

'Ne tür kaynaklarınız var?'
'Ne tür engelleriniz var?'

Koçluk esnasında koçi konusurken duygularını ona geri yansıtmamız taktirde farkındalık sağlayabiliriz koçide.

'O an şu an olmuş olsaydı şu an neler yapardınız?'
'Bu değişim sürecinde neler görüyorsunuz?'

Yapılandırma  aşaması, koçi yapamam dediğinden ya da başaramam dediğinde,

'Daha önce zorluklarla ilgili başarabildiğin şeyler hakkında bize anlatabilir misin?
'Yapabilmiş olsaydın nasıl olurdu?'

'Herşey mümkün olsaydı neleri farklı yapardın?'

Bu aşamada Nelere EVET, Nelere HAYIR demeye hazırsın?

Koçluk sürecinin aşamalarını gittiğim eğitimden notlarımı sizinle paylaştım. Bu konuya ilgi duymamdan dolayı sizinle bir çok paylaşımda bulunacağım... Sizinde eklemek istedikleriniz varsa bizimle paylaşın... Kendi kendinizin koçu olun....

facebook: YAĞMURUN DÜNYASI

Benzer konular: HAYAT HAKKINDA
                          
                         KENDİMİ BULMA YOLU


 


 

3.05.2013

DEVLER VE BÖCEKLER


Colorado' daki Long's Peak'in eteğinde dev bir ağaç gövdesi vardır. Doğabilimcileri bunun 400 yıldır orada olduğunu söylerler. Ağaç yaşadığı uzun yıllar boyunca on dört kez yıldırımdan zarar görmüş, sayısız kasırga ve fırtınaya tanık olmuştu. Bunların hepsinden kurtulmayı başarmıştı.

Sonunda bir böcek ordusu ağaca saldırdı ve onu yere devirdi. Böcekler ağacın kabuğunu yediler ve ısısrıklarıyla ağacın tüm direncini yıktılar. Yıldırımların, kasırgaların ve fırtınaların yıkamadığı bu dev bir insanın iki parmağının arasında ezebileceği küçücük böceklerin önünde yıkıldı kaldı.

Biz de bu orman devine benziyoruz değil mi?

Hayatta pek çok yıldırım ve fırtına atlatıyoruz, ama iki parmağımızın arasında ezebileceğimiz böceklere benzeyen üzüntülerin bizi yiyip bitirmesine izin veriyoruz.

                                                                                     Üzüntüyü bırak yaşamaya bak kitabından...

Düşüncelerinizin ya esiri ya da efendisi olursunuz.
                                                                      Denis Waitley

TÜM BUNLAR BOŞUNA YAŞANMADI...


Yasemin Soysal kendi hayatından bir paylaşımda bulunmuş kitabında. Özetleyerek sizinle paylaşmak istedim. Bana göre çok doğru, eğer başımıza bir şey gelmişse bu boşuna değildir. Yasemin Soysal da küçük yaştaki şişmanlığını ve üniversiteye kadar süren şişmanlığı kendine bilgi getirmesini sağlamış. Şişmansanınz bunun sebebi var. Güzel bir paylaşım olmuş.. Kitabından daha detaylı okuyabilirsiniz....


Okul sırasında oturmuş, zilin çalmasını bekliyordu. Sadece kızlarla dolu bir lisede şamatanın orta yerindeydi. Onlardan biri değildi, diğerleri de zaten böyle birini kendilerinden görmüyordu. Koca sınıfta sadece iki arkadaşı vardı. Tenefüsler başkaları için eğlenceliydi geçerken onun için diyet bisküvisini ve elmasını yemek için fırsattı sadece karnını doyurmak için yemiyordu, çünkü karnı bir türlü doymuyordu zaten. Sanki doymanın ne demek olduğunu bilmiyordu.

Koşuşu bittikten sonra eve gelir, kendine bir tepsi hazırlandı. Yemeği mutfakta yemek yerine salonda televizyon karşısında yemeği tercih ederdi.

Annesi bu durumuna kızardı. Gündüzleri evde özgürdü, buzdolabının kapağını istediği zaman açıp kapatır. İstedği kadar yemek yiyebilirdi. Ama akşam olduğunda eve annesi gelir ve sürekli 'Çekil artık şu dolabın başından!' derdi.

Tok olduğunu biliyor ama yine de sürekli bir şeyler atıştırmak istiyordu.

Bu yüzden geceleri gündüzleri olduğu kadar rahat değildi.

Saçları kısaydı, sorun saçlarının sadece kısa olması değil, kesiminin de erkek gibi olmasıydı.

Artık yemekler çok daha lezzetli geliyordu. Sokaktaki tüm bu gereksiz kargaşadan sonra tek istediği, serin evinde tepsiyi önüne çekip lezzet yolculuğuna çıkmaktı. Yedikçe daha çok nefret ediyor, nefret ettikçe de daha da çok yemek istiyordu. Birkaç kere de kusmayı denemişti. Çünkü böyle yemeye devam ederse gerçekten şişmanlayacaktı.

Teyzesi sürekli 'Büyüdüğünde kapılardan geçemeyeceksin' diyordu.

Tüm bu süreç onu iyice asosyalleştirmişti. Bir dönem sonra artık otobüste birine saati bile soramaz hale gelmişti.

İnsanlardan ürkek bir hali vardı. Erkekler onun için uzak durulması gereken varlıklardı.

Geceleri koşmaya başladı. En iyi çözüm buydu. Oturdukları evin yanında uzun bir yokuş vardı. Okul ve ev arasında da bir sürü merdivenleri olan sokaklar. Okuldan sonra o merdivenleri koşarak çıkıyor, geceleri de yokuşu tırmanıyordu.

Her seferinde vazgeçmek istedi ama gözyaşları içinde yokuşlarda bacaklarının yandığını hissede hissede devam etti. Kendini ne kadar çok zorlarsa o kadar kolay zayıflatacağını düşünüyordu. Çünkü hep böyle duydu, böyle bildi. Canı bacaklarından daha çok yanıyordu. Çünkü koşarken, hayallerini düşünüyor, bacağındaki ağrıya odaklanıyor, sonra bir de kendine bakıyordu. Döktüğü terden çok döktüğü gözyaşları yüzünü ıslatıyordu.

Daha zarif ve ince görünmek yerine gittikçe daha kalın ve geniş görünüyordu. Durum böyle olunca daha sert sporlar yapmaya başladı.

Kimse ona kaslarının şiştiğini söylemedi, sert sporlar yapınca bedendeki kas kütlesinin artacağından haberi bile yoktu. Spor yaptıkça iştahı daha çok artıyor, İştahı arttıkça daha çok yiyor, yediğini eritmek için daha çok spor yapıyordu. Ama gün geçtikçe aynadaki görüntüsünden daha çok nefret ediyor ve kendinden intikam alırcasına daha çok yemek yiyordu. Sanki yemek yiyerek kendisine saldırıyordu.

Lise zorbela bitmişti. Üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Hangi bölüme girinceğine dair bir fikri yoktu. Ama hangi bölüm olursa olsun psikolojiyle ilgili bir şeyler yapmak istiyordu. Yaşadığı tüm bu süreçte tek kurtarıcısı kitapardı. Annesi sürekli kişisel gelişim kitapları getiriyordu eve. Orada başka bir dünya buluyordu kendine.

Yaşıtları erkeklerle flört ederken o erkeklerle yan yana gelmek bile istemiyordu.

Arasının en iyi olduğu şey yemkelerdi, onlarla da hasretti. Diyete başlamıştı! Diyet maceraları diğer maceralarına renk katmıştı.

Gazeteden, televizyondan duyduğu kadardı diyet bilgisi de. Zaten diyeti ancak akşama kadar sürüyordu. Akşam ne oluyorsa eve geldiği an tüm kontrolünü yitiriyordu.

Bütün gün azıcık bir şeyle durabiliyordu, fakat akşam eve geldiğinde doysa bile aklı yemeklerde oluyordu.

Zayıflamak için ideal bir yöntem olduğunu söylemişti birileri, bütün gün sırada bacakları kaşınır, terledi ama yine de o poşetleri çıkartmazdı.

Kısıtlama duygusundan nefret ediyordu. Özgür olmayı o kadar çok istiyordu ki. Başta kendinden kurtulmak iistiyordu. Sanki birileri onu hiç bilmediği bir bedene hapsetmiş gibiydi.

Gerçekten okuduğu kitaplardaki gibi, düşünceleriyle bir şeyleri değiştirebilir miydi acaba?

Gerçekten istediği şeyleri kendine çekebilir miyim?
Gerçekten çok isterse mucizeler gerçek olur muydu?

Zaman ilerledikçe en azından neden, niçin sorularından nasıl sorularına geçmeyi başarmıştı. Kendisini yavaş yavaş çözdükçe tüm bu süreç onun için oyuna dönüşmeye başladı.

Ve sonra,
 

Sınıfta oturmuş öğrencilerinin gelmesini bekliyor. Bu salonda seminerleri dinlemek için bilet sattığı günleri, kendi geçmişini ve küçük kızı tekrar tekrar hatırladı. Hatırlamak kelimesi hafif kalıyordu, çünkü o küçük kızı sanki karşısında görüyordu. Sanki kendi geçmişi karşışında oturmuş hayran hayran ona bakıyordu.

Vakit ilerledi. Salondaki insanlar kendi aralarında konuşuyor, gürültü bir örtü gibi salonun üzerinde dalgalanıyordu. Ve sunucu sahneye çıktı. O ise en önde oturmuş, isminin anons edilmesini bekliyordu.

Sunucu konuşmasını bitirdi. 'Ve şimdi sahneye YASEMİN SOYSAL'ı çağırıyorum.' dedi.
Geçmiş onu bugüne getirmek için vardı. Acılara, kendisini çaresiz hissettiği o anlara rağmen! Çünkü anlamıştı artık, hiçbir şey başuna yaşamamıştı....

Yasemin Soysal ın diğer tanıttığım kitaplarım. RUHUNU DİNLE, BEDENİNİ DOYUR...
                                                                     TEK ŞİŞMAN BEYNİNİZ
                                                                      TEK ŞİŞMAN BEYNİNİZ-2

YAĞMURUN DÜNYASI: FACEBOOK

                                                                     

2.05.2013

RUHUNU DİNLE, BEDENİNİ DOYUR



Yazarın yeni kitabı daha önce ki kitaplarını da tanıtmıştım. Ve kitabından altını çizdiklerimi sizinle paylaşmaya devam edicem. Ben çok beğendim sizlere de tavsiye ederim. İYi okumalar.

Yöntemler ne olursa olsun asıl sorunu çözecek olan sensin!!!

Fark etmeniz değiştirmeniz gereken şeyi anlamazsanız hayat boyu aynı yerde takılıp kalırsınız.

Sanki hep aynı dersten sınava giren öğrenci gibi öğrenci gibi hissedersiniz kendinizi. Hep aynı sorunlarla uğraşır, hep aynı tür kişileri çeker, hep aynı şeylere üzülürsünüz.

Unutmayın, hislerinizi ve sezgilerinizi geliştirmek istiyorsanız duygularınızı keşfetmeniz lazım. Bedeninizi değiştirmek istiyorsanız yine duygularınızı keşfetmeniz lazım. İşte yolculuğumuz başlıyor.

Bazı kişisel gelişim meraklıları vardır; Sürekli kitap okurlar, herkesin derdine reçete yazarlar, öğrendikleri bilgileri bir yaşam koçu edasıyla ballandıra ballandıra anlatırlar ama bu bilgileri sadece laftadır. Herkese ne yapmaları, ne yapmamaları gerektiğini söylerler ama onların hayatlarına baktığınızda esasında hiçbir şeyin farklı olmadığını görürsünüz. Her günün birbiri ile aynı olduğunu bir yolda yürüdüklerini fark edersiniz. Allah sevgisinden, tasavvuf yolundan bahsederler ama insan sevgisinden bihaber olduklarını görürsünüz.

İşte bazı yeme sevdalıları da böyledir. Yemek yemeği çok sevdiklerini, yemeklere aşık olduklarını söylerler ama her gün aynı besinleri tüketirler. Yemeklerin lezzetini hissetmeden tıkınırcasına yerler, yemekleri koklayıp yedikten sonra şükretmek yerine ortadan kaldırırcasına mideye indirirler.

Yaradan boşuna vermedi size bu kiloları. Bu sıkıntıları veya bedensel bozukluğu boşuna yaşamıyorsunuz. Keşfetmeniz gerekenler var ve siz de bunu farklı bir yola yapacaksınız.

Eğer bedeninizin ne istediğini anlayabilirsiniz sadece kilo vermekle kalmayacak, aynı zamanda kendinize doğru da derin bir yolculuk başlatmış olacaksınız. Çünkü her şey bir ve bütündür. Ne yemen gerektiğini duyamazsan, Yaradan ı nasıl duyacaksınız?

Kilolarınızdan şikayet mi ediyorsunuz?
ETMEYİN...

Bu bir şans aslında. Kilo vermek sadece sizin kendinizle olan bağlantınızı güçlendirmek için ortaya çıkmış minik bir sorun. Ve siz de bu sorunu çözmek için bu yoldasınız.

Esasında yediklerimiz değildir bizi mutlu eden. Yeme eylemidir. O sofrada oturup yediğimiz yiyeceğe kafamızı gömmek, içerisinde kaybolmaktır. Bizi mutlu eden. Bitmesini istedmediğimiz şey yiyecekler değil yemek yeme eylemidir.

Farkındalık size daha kaliteli bir yaşam sağlar.

Kilo vermek bir amaç değil, bedenin otamatikman dönmesi gereken kendi doğal denge halidir.

Bedeni dinleyerek yemek yediğiniz zaman, yani bedenin ihtiyaçlarına göre yemek yediğiniz zaman tabak tabak yemek tüketmenize gerek kalmaz. Beden doyduğu noktada size sinyali gönderir.

Midenin tok olması ile bedenin tok olması aynı şey değildir.

Kilolarınızı bir sorun olarak değil, size uzatılmış bir ip olarak düşünün... DEĞİŞİN!!!

Ve bu değişim öyle derinden olsun ki sadece bedeninizi değil, aynı zamanda zihninizi de değiştirsin.

Şunu anladım ki bu konularla ilgili okumaya devam edildiği sürece otamatikman kendinizde gelişen birşeylerin farkına varıyorsunuz. Ben bunu kendimde farkettim. Sizde deneyin derim.

Yasemin Soysal ın sitesinde bulunan yapmanız gereken 10 madde....


1: Yemekler küçük tabaklarda yenilecek.
2: Tartıya çıkmak yasak.
3: Zayıflamak istediğinizi kimseye söylemeyin.
4: Yatağınızda her zaman aynı yönde yatmayacaksınız. Yastığınızın yönünü değiştirin.
5: Kadehlerde ve güzel bardaklarda sularınızı içeçeksiniz.
6: Televizyon karşısında her zaman ve aynı saatte kesinlikle oturmayacaksınız.
7: Yemek masasında her zaman aynı yere oturmayacaksınız.
8: Başkasında beğendiğiniz, takmaya cesaret edemediğiniz takıları bu süreçte takıcaksınız.
9: Zayıflama sürecinde siyah giyinmek kesinlikle yasak.
10: Bütün diyetleri çöpe atın.

Düşünce gücü bizi nasıl zayıflatır? bu konu ile ilgili yazılar yazmaya devam edeceğim...
Daha önceki yazdığım yazılar:
                                                  TEK ŞİŞMAN BEYNİNİZ
                                                 TEK ŞİŞMAN BEYNİNİZ-2

                                    FACEBOOK: YAĞMURUN DÜNYASI