Hangi kadın pırıl pırıl parlayan, her göreni etkisi altına alan sağlıklı, bakımlı saçlara sahip olmak istemez ki?
Sizi bilmem ama ben isterim :)
Gliss Million Gloss, sadece saçlarınızın sağlıklı ve bakımlı olmasını sağlamaz, kendinize olan güveninizi, moda dergilerinde yer alan saçlara sahip olmanızı da sağlar.
Benim gibi parfüm kokusunu sevenler için vazgeçemeyeceği bir şampuan. Güzel kokunun yanında bakımlı ve sağlıklı saçlara da sahip olacaksınız.
Şampuanın rengi de ayrı güzel. Banyoma ışığı yansıyor.
Zarar görmüş, bakımsız, yüzeyi pürüzlü ve sertleşmiş saçlarınız var ise Gliss Million Gloss şampuan tam size göre.
Dünyanın en önde gelen markalarından Schwarzkopf' un saç bakımındaki en güçlü markalarından olan Gliss' in en yeni üyesi Gliss Million Gloss, parlaklığını yitirmiş saçlara ışıltısını geri kazandırmak ve derinlemesine onarım desteği sağlamak için
titizlikle tasarlandı. Şimdi, eski resimlerinize bakmayı bırakın ve Million Gloss ile hiç olmadığı kadar parlak olan saçlarınıza kavuşmaya hazırlanın!
Gliss Million Gloss ile büyüleyici parlaklıktaki saçlarınızın keyfini çıkarmanız dileğiyle...
Evlilikte büyük hedef barıştır, mutluluktur, huzurdur.
Münakaşaları kazanmak ve 'ben sana böyle olduğunu söylemiştim' demek değil...
DAVID SCHWARTZ
Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.
Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi.
Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.
Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber,işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.
Erkek,
' Aklıma bir fikir geldi.' dedi. 'Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım.'
Bu ilginç fikir kadının da hoşuna gitti.
Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler.
Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılaştılar.
Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı.
Beni bilen bilir, kişisel gelişim kitapları çok okurum. Ve okuyup çok beğendiklerimi sizlerle paylaşıyorum ve aralarında bu kitapta var. Eminim sizlerde çok beğeneceksiniz :))
Amacımız düşüncelerimizi eğitip dileklerimizi ve isteklerimizi gerçekleştirmek.
Durup da bir düşünün, şu an hayatınızda neye odaklanıyorsunuz?
Düşünce bir enerji olduğuna göre, biz evrene devamlı düşüncelerimizle enerji gönderiyoruz ve evrenden de enerji alıyoruz. Bunu ise düşüncelerimiz, duygularımız, davranışlarımız ile yapıyoruz.
Geleceği satın alabilecek tek güç bugündür.
Samuel Johnson

Genç bir adam zen ustasını ziyaret etmiş ve bu ziyareti sırasında kendisinin yaşamış olduğu maceralarını anlatmaya başlamış.
Himalayalarda bilge bir adama rastladım ve adam geleceğe bakıyordu ve bunu öğrencilerine öğretiyordu. Heyecanla zen ustasına anlatmış.
Zen ustası ben daha zorunu öğretiyorum, diye sakin bir şekilde cevap vermiş.
Gerçekten mi? Siz ne öğretiyorsunuz ustam diye merakla sormuş genç adam.
Ben insanlara şimdiye bakmalarını öğretiyorum. Diye yanıtlamış.
Ego'ya karşı gücü elimizde tutabilmek için size bir kaç öneride bulunmak istiyorum. İlk adımı öncelikle ego'nun farkına varmamız gerekiyor. Diyelim yine şikayet etmeye ve yargılamaya başladı 0 zaman, a işte ego yine görevinin başında demelisiniz. işte o an onu durdurabilirsiniz. Ya da yine haklı olmak için direniyorsanız neden haklı olmaya çalıştığınızın farkına varın, acaba o an ego'yu tatmin etmek için mi haklı olmaya Çalışıyorsunuz?
Ego'nun bir başka ortaya çıkış tarzı İse bizde zamanla oluşturduğu sınırlayıcı inançlarımız. Bunlarda ileriye doğru adım atmamızı engeller. Farkına varmanız gereken başka önemli bir konu ise kendinizi ne ile özdeşleştirdiğinizdir ayrıca çevrenizdeki insanlar kendilerini ne ile özdeştiriyorlar.
Ego'nun etkisini azaltacak başka bir yöntem de dikkatimizi ihtiyaç, saldırı, başarısızlık, korku gibi negatif İlüzyonlardan çekip mutlak sevgiye, berekete ve bütünlüğe yönlendirmek.
Çekim yasası der ki, aynı frekansta bulunan benzer enerjilerin titreşimleri birbirini çeker.
Hayatımıza neyi çekeriz?
Benzerlikleri, yani benzer durumları, olayları, düşünceleri veya duyguları.
Çekim yasasında eğlenmek çok önemli. İçten kahkaha atın ve mutlu olun, hayatınızı neşe ile doldurun bu sizin elinizde.
Size bir önerim, çok sevdiğiniz ve size neşeli mesajlar veren bir müzik arşivi oluşturun. Bu müzikleri en gerekli duyduğunuz zaman dinleyin ve hatta dans edin.
Sizi bol bol güldürecek ve eğlendirecek filmleri tercih edin. Ne yapıyorsanız eğlenerek yapın, yaratıcı olun.
Gelecekteki evinizi, arabanızı, tatillerinizi ve diğer akla gelebilecek tüm hedeflerinizi eşinizle veya Çocuklarınızla planlayın. Size ailecek önerim, bir hedef panosu oluşturmanız, dergilerden arzuladığımız hayatın resimlerini kesin ve çocuklarınızın da hayal gücünü kullanın.
Diyelim panonuzu bitirdiniz, onu duvara asın ve bir kutlama yapın, sanki bu hayata kavuşmuş gibi. Kutlayın ve eğlenin. Gerçekten de hedefiniz gerçekleştiğinde yine kutlayın.
Kutlama yapmanın en büyük faydası nedir sizce? Başka kutlanacak olayları hayatımıza çekmek.
Size bir de sahip olmadıklarımız için şükretmenizi öneriyorum. Sizce neden?
Eğer henüz elinize geçmemiş bir dileğiniz için şükrederseniz yaymış olduğunu, titreşim sonucu çekim yasası gereği hedefinize yaklaşmış olursunuz.
Size bir hayat verilmiş ve bu hayattan en iyisini yapmaya çalışın, bütün imkanlar sizin elinizde.
Ben şikayet etmek yerine şükrediyorum. Şükretmek odağı olumlu yönde değiştirir.
Çekim yasasında 4D sisteminden bahsediyor kitabında ilgi çekici diyebilirim. İyi okumalar...
Asıl adı: Norma Jeane Mortenson.
Amerikalı aktris, model, şarkıcı.
1926 yılında Los Angeles'ta doğdu.
1962 yılında öldü.
Gelmiş geçmiş en seksi kadınlardan biri olarak anılıyor.
Yetiştirme yurdunda büyüdü.
2 yaşında ölümün, 6 yaşında tecavüzün eşiğinden döndü.
Kariyerine model olarak başladı.
Hollywood tarafından 'aptal sarışın' rolüne layık görülmesi üzerine kendini geliştirdi.
3 kere Altın Küre kazandı.
Kendi prodüksiyon firmasını kurdu.
Şarkı söyledi.
Bazıları Sıcak Sever gibi efsanevi filmlere imza attı.
Ve intihar ederek hayatına son verdi!
Toplumun kadına bakış acısını değiştirdi, güzelliği yüceltti ve bir Hollywood efsanesi olarak ölümsüzleşti.
'KARİYER HARİKA BİR ŞEYDİR. AMA GECE ONA SARILIP UYUYAMAZSINIZ!'
Hayalinizin büyüklüğü ilerleme hızınızı belirler.
Hollywood'a akşamları bakarken, 'Aynı benim gibi binlerce kız, şu anda yapayalnız bir şekilde oturup, bir gün film yıldızı almayı hayal ediyordur. Ama onların hiçbiri beni endişelendirmiyor. Çünkü aralarında en büyük hayallere sahip olanı benim!" diye düşünürdüm.

Kendini olduğun gibi kabul etme mücadelesi
Estetik yaptırmadan yaşlanmak istiyorum... Kendi yüzüme sadık Kalabilecek kadar cesur olmak istiyorum. Bazen genç yaşta ölmenin, yaşlanmamanın daha kolay olacağını düşünüyorum. Öte yandan o Zaman da yaşamınızı tamamlamış olursunuz değil mi? Hiçbir zaman tam olarak kim olduğunuzu öğrenemezsiniz.
Kendini sürekli geliştiren, içindeki yarışın birincisidir.
Nasıl göründüğümün ve algılandığımın iyi bir aktris olmamla hiçbir alakası yoktu. Yetenekte üçüncü sınıf olduğumun farkındaydım. Yetenek eksikliğini, içime giydiğim ucuz giysiler gibi hissederdim. öte yandan Tanrım, Öğrenmeyi, değişmeyi ve gelişmeyi ne kadar çok istiyordum ki!
Şöhret, insanların tehlikeli içgüdülerini tetikler.

Ünlü olduğunuz zaman, insan doğasının ham kısmını görürsünüz. Şöhret, kıskançlığı tetikler. Karşılaştığınız insanlar, "Kendini kim sanıyor bu? Marilyn Monroe'nu?'şeklinde düşünürler. Zannederler ki, şöhretli olduğunuz için. size akıllarına geleni, istedikleri şekilde söyleme hakları vardır. Duygulanızın incinmeyeceğini sanırlar. Sanki söyledikleri laflar sizin için değil, elbiseleriniz içinmiş gibi!
Orta sınıf ahlakını ikiyüzlülüğü, ünlüler üzerinden ortaya çıkar.
Genelde bana bir kişi değilmişim de bir aynaymışım gibi bakıldı. İnsanlar "beni" görmediler. Bende, "Kendi açık seçik düşüncelerini" gördüler. Sonra da beni iffetsiz ilan edip kendilerini temize çıkardılar.
Önemli olan şöhret olmaktan çok, karakter olmaktır.
(intiharından birkaç gün önce yapılan söyleşisinden)

Lütfen beni alay malzemesi haline getirmeyin. Söyleşiyi, benim inandıklarımla bitirin. Dalga geçmekle bir sorunum yok ama bir şaka gibi algılanmak istemiyorum...
Ben. artist olmak istiyorum. Dürüst, ahlaklı bir artist. Eninde sonunda şöhret, insanı terk eder. Olur da bir gün şöhretini kaybedersem, onun ne kadar vefasız olduğuna şaşırmayacağım. En azından şöhretin nasıl bir şey olduğunu tatmış oldum. Ama benim yaşamım onun üzerine kurulu değil.
Doymak bilmez bir sevilme ihtiyacı, köklü bir kayıp duygusundan beslenir.
Büyüdüğünde mutlu olacağını sanan o sıradan Amerikalı çocuklarda çok farklı şekilde yetiştirildim... İnsanlar neden sadece bütün dikkatler üzerimde olduğu zaman sevildiğimi hissettiğimi anlamak istemiyorlar. Bana hiç kimse hiçbir zaman önem vermedi. Ben doğduğum zaman babam beni görmek bile istemedi. Annem her türlü dürtümü, her türlü isteğimi bastırmak için hep elinden geleni yaptı. Herkes beni terk etti. Köpekler, beni evlat edinenler; kocam bile çekti gitti.
Peki, ben ne istiyorum?
Dünyanın benim var olduğunu fark etmesini. Bitiş çizgisine ulaşmak için ödenmesi gereken bedel yüksekse, onu yine de son kuruşuna kadar ödeyeceğim. sadece o bitiş çizgisine vardığım zaman gerçek anlamda mutlu olacağım. Sadece beni alkışladıkları zaman beni gerçekten sevebileceklerini anlayacağım.
Neyin peşinde koşmalı, para mı yoksa güzel işler yapmak mı?
Artist bir makina değildir. Ama size makinen gibi davranırlar. Para sayma makinası.... Hollywood, öpücüğünüze en bin dolar, ruhunuza beş sent verdikleri yer... Parayla ilgilenmiyorum. Ben sadece harikulade olmak istiyorum!
Her çekici imaj, karşılanması zor beklentiler yaratır.
Bir kadın olarak başarısızım. Beraber olduğum erkekler, zihinlerindeki seks sembolü imajı yüzünden benden çok fazla Şey bekliyor; ki bu imajı ben yarattım. Her şeyin dört dörtlük olmasını bekliyorlar. Ama onların beklentilerini karşılayamıyorum. sonuçta vücudum, diğer kadınlarınkinden farklı değil!
Kimse size inanmazken, siz kendinize inanabilecek misiniz?
Bana 'Hollywood uzmanlarının % 50'si, yeteneksiz olduğunuzu ve pes etmeniz gerektiğini düşünse ne yapardınız?" diye sordular. Cevabım, 'İsterse % 100 'ü öyle desin. Hepsi yanılıyor!' dedim.
Şöhretiniz dıştan size nasıl bakıldığına değil, içten kendinize nasıl baktığınıza bağlıdır.
İnsan şöhrete kavuştuğunda, başkalarının kendisi hakkında düşündüklerini okuyabilir. Ama hayatta kalmak ve gündelik yaşamını sürdürmek için asıl alan, kişinin kendini nasıl gördüğüdür.
Başarının en büyük sorunu ne?
Başarı, insanların sizden nefret etmesine sebep olur. Keşke öyle olmasaydı. Başarının tadını çıkarırken etrafındakilerin gözlerinden kıskançlık akmaması güzel olurdu.
Bazı insanlar bulut gibidir, kimseye ait değildir.
Topluma ve dünyaya ait olduğunu biliyordum. Güzel veya yetenekli olduğum için değil. Hayatım boyunca hiç kimseye veya hiçbir şeye ait olmadığım için.
Sarsılmaz bir başarı için işe temelden başlayın.
Açıkçası, hayatta üzerinde durabileceğim başka bir zemin yok. Temeli Olmayan görkemli bir bina gibiyim. Ama temelini güçlendirmeye Çalışıyorum.
Bir işte 'en saf halinle' beğenilmek için çalış!

İnsanlar şarkılarımı, beni görmeseler bile, sesimi beğendikleri için dinlemek isteyinceye kadar tatmin almayacağım. Tabii bu, insanlar bana bakmaya son versinler anlamına gelmiyor!
Sana saygı duyuluyorsa dünya üzerindeki etkin gerçektir.
İnsanlar size, zor zamanları atlattığınız ve ünlü olmanıza rağmen sahte olmadığınız için saygı duyar... Saygı, hayattaki en önemli değerlerden biridir. Bana saygı duyulmadığı sürece diğer şeyleri ne yapayım?
Marilyn Monroe'nun hayat felsefesini yansıtan diğer sözleri
* Hakkında yazılan haberlerin, benden çok, yazarlar hakkında fikir verdiğini düşünmüşümdür hep!
* Kusurlu olmak güzelliktir. Çılgınlık dahiliktir! Ve tamamen sıkıcı olacağına tamamen gülünç almak daha iyidir.
* Kariyer harika bir şeydir. Ama gece ona sarılıp uyuyamazsınız!
* Şöhret havyar gibidir. Havyar yemek güzeldir. Tabii her öğünde yemiyorsanız!
* Bir yıldızı sadece halk yaratabilir. Stüdyolar bundan bir sistem yaratmaya çalışıyor.
* Güzellik ve kadınsılık edebidir ve yapmacık olamaz. Cazibe -markalar aksini söylese de- yapay yollardan üretilemez. Gerçek cazibe, kadınsılıkta saklıdır.
* Kendimi, önce bir birey olarak kabul etmeye çalışıyorum. Belki daha sonra aktris olduğuma inanırım.
* Aktris olmayı hayal etmek, aktris olmaktan daha heyecan verici!
* Bir insanın yeteneklerini kendisi yaratır, kariyerini ise halk!
* Milyonlarca insan, kendisini tanıyamadan yaşayıp gidiyor. Ama benim böyle bir lüksüm yok.
* Eğer kurallara harfiyen uysaydım, şuradan şuraya gidemezdim!
Mümin Sekman, Hayat Bilgisi kitabından...
İlk kitabını 2005 yılında almışım. İlk sayfasına tarih atanlardan mısınız sizde, ben öyleyim işte aldığım zaman değil de okumaya başlayınca atarım tarihini ve şimdi 100 sayfa eklenmiş halini yine okudum ve aynı tadı aldım.
Kullanma kılavuzunu yanımıza almadan geliyoruz dünyaya.
' Bilirsiniz, bazı insanlar egolarının etkisiyle kılavuz kitap okumaya karşı çıkarlar. Gururla bir karşı koyuşla ,
"Bana nasıl akıl verir, kimse hayatı öğretemez" derler!
Bu tür insanlar kılavuz kitap okuyanlarla da alay ederler. Entelektüel hesap verebilirliği önemsediğim için açıklamaya çalışayım.
Avukata, iç mimara, doktora, kuaföre, musluk tamircisine işiyle ilgili bir şey sorduğumuzda, bizden daha akıllı olduklarını değil, o konuda daha (b)ilgili olduklarını düşünürüz. Biz de 0 kadar zaman harcarsak, onlar kadar bilgi sahibi olabiliriz belki, ama bunu yapmayıp, onların harcadığı zaman ve enerjiden faydalanarak işimizi halletmek daha iyi bir fikirdir. Buna toplumsal işbölümü deniyor!

Bizler de akıl üstünlüğünden çok, uzmanlığın getirdiği detay hakimiyetiyle böyle kitaplar yazabiliyoruz.
SİZ KENDİNİZİ GELİŞTİRDİKÇE ŞARTLAR DEĞİŞECEKTİR.
AMAÇSIZLIK ACININ ŞİDDETİNİ ARTIRIR, AMAÇ ACMI ANLAMLI VE KATLANILABİLİR KILAR.
"Sen işini kış tut, yaz çıkarsa bahtına "der aile büyüklerimiz.
"Ne oldum deme, ne olacağım de" diye tembihler atasözlerimiz.
"Akarken hemen küpünü doldur" diye uyarır meslek büyüklerimiz. Hep bir istikrarsızlık ürküntüsü, belirsizlik korkusu ve başarısızlık beklentisi egemendir. Gol atmaya değil gol yememeye, on numara futbolculuğu değil kaleciliğe hazırlanırız.
Başarıyı büyütmekten daha çok başarısızlığı bölüşmeyi öğreniriz Başarıyla ilişkimiz daha travmatik, kaybetmemişlikle ilişkimiz daha tanıdıktır. Başarı bölgesi gurbetimiz, başarısızlık bölgesi anavatanımızdır. Elbette herkes bu anlayışta değildir, ama kayda değer bir kitle böyledir.
En önemli hayat becerilerinden biri, kontrol edemediğimiz şeylerin bizim üzerimizdeki etkisini kontrol edebilmeyi ve yönetebilmeyi öğrenmektir. Annemizi seçemeyiz, ama annemizle ilişkimizi yürütme biçimimizi seçebiliriz.
"BİLGİ GÜÇTÜR" der BACON. En büyük güç, kendi hayatını kontrol edebilme bilgisini öğrenmektir.
Aynı denizde benzer iklimde zıt hayatlar yaşanır. Tutunamayanlar rüzgarı suçlar, galipler yelkenleri tutma şekilleriyle övünür.
AMAÇLARI OLMAYANLAR AMAÇLARI OLANLARIN ARACI OLUR!
Sıfırdan Zirveye çıkanların hikayelerinde üç ortak nokta göze çarpar.
Birincisi onlar da yolun, başındayken alayları yenilgiler, yoksulluk ve yalnızlıkla boğuşurlar. Onları başarılı yapan karşılaştıkları iyi olaylar değil, kötü olaylarla başa çıkma biçimleridir.
İkincisi, bu insanların kontrol imkanları kendilerine duydukları inanç oranında genişler.
Üçünçü nokta, her başarı hikayesinde kahramanın dibe vurup yükselişe geçtiği bir an, tüm zorlukları göğsüne alıp yürüdüğü bir nokta vardır. İşte bu an, HER ŞEY BENİMLE BAŞLAR noktasıdır.
NEYE ÖNEM VERİRSENİZ 0 YÖNDE KENDİNİZİ GELİŞTİRİP DAHA İYİ OLURSUNUZ.
NEYE ÖNEM VERECEĞİNİZİ DE SONUÇLARINIZI NEYE BAĞLADIĞINIZ BELİRLER.
' SEVDİĞİNİZ İNSANLARLA DAHA ÇOK ZAMAN GEÇİRMENİN YOLLARINI BULUN.'
* Mutluluk ve güzel kokular arasında bir ilişki var;
kızarmış ekmek kokusu, tertemiz yatak çarşafı kokusu, yeni biçilmiş çimlerin kokusu pek çok insanı mutlu eder.
* Cemal Süreya'nın söylemiş olduğu gibi kahvaltının da mutluluk ile bir ilgisi var, biraz erken uyanıp güne güzel bir kahvaltı ile başlamak önemli.
* Hangi din, ırk veya milletten olursa olsun insanlar mutluluklarını şarkı söyleyerek ve dans ederek ifade eder, şarkı söylemek ve dans etmek bizi mutlu eder.
* Yatak odamızda bir yere hayalini kurduğumuz bir şeyin ya da gitmek istediğimiz bir yerin fotoğrafını ya da resmini asmak sabah daha mutlu başlamamızı sağlar.
* Başkalarını mutlu etmek bizi de mutlu eder, kocaman bir günaydın, bir gülümseme, bir iltifat, vereni de alanı da mutlu eder.
* Gülmek ve kahkaha atmak her insanı mutlu eder, sizi güldüren şeylerin ve insanların peşinden gidin, komik videolar izleyin. Cem Yılmaz bu konuda benim favorim.
* Güzel bir kitap okumak, kendimizi roman kahramanlarıyla özdeşleştirmek, kitap okurken hayallere dalmak, bazen de başımızın koltuğa düşmesi ve uyuyakalmak.
* Doğada olmak, sahil kenarında olmak. İster çıplak ayaklarla çimlerin üzerinde yürüyün ister küçük yuvarlak taşları denizde sektirin...
* Fiziksel egzersiz yapmak önemli. Size keyif veren hangisi ise onu tercih edin, yürüyün, koşun, bisiklete binin, paten kayın.
* Sevdiğimiz insanlarla olmak mutlu eder, sevdiğimiz insanlarla daha çok zaman geçirmenin yollarını bulun.
* Tatil mutluluğunun yarısı tatili planlamaktan gelir, uzun tatiller yerine kısa ama daha çok tatil yapmaya çalışın, fırsat bulduğunuzda tatil planlayın.
* Tasarruf etmek, bir yerlerde ihtiyaç duyduğunuzda kullanabileceğiniz paranızın olduğunu bilmek mutlu hissettirir.
* Yardım etmek mutluluk açısından önemli potansiyele sahip. Kullanılmayan giysileri bağışlamak, çocuk okutmak, okullara kitap bağışlamak gibi...
* Affetmek önemli bir mutluluk kaynağı, kendimizi ve diğer insanları affettiğimiz de mutluluk potansiyelinin kullanılmayan kısımları da ortaya çıkar.
* Dua etmek, şükretmek, hayal kurmak ve bütün bunları günlük hayatımızda bir parçası haline getirmek sandığımızdan çok daha önemli.
* Derin bir şekilde nefes alıp vermek ve bunu her gün özellikle ilk uyandığımızda bir ila üç dakika arasında uygulamak.
* Kendimizi geliştirmek ve yeni bir şeyler öğrenmek mutlu eder. İçimizdeki öğrenci yeni bilgilerle beslendikçe mutlu olur.
* Geçimimizi sevdiğimiz işi yaparak temin etmek bizi mutlu eder.
* Olaylara farklı bir açıdan bakmayı öğrenmek ve seçeneklerimizi keşfetmek önemli bir mutluluk kaynağı.
* Zaman zaman içimizdeki çocuğu ortaya çıkardığımızda mutluluğumuz da tavan yapabilir. En son ne zaman yaramazlık yaptınız?
* Oyun oynamak kesinlikle önemli bir mutluluk alanı, unutulmaya yüz tutan kalabalık oynanan oyunlardan bahsediyorum elbette. Çocukları izleyin!
* Güzel bir kalem ile el yazısıyla notlar almak mutlu eder.
* Özgür olmak mutlu eder, özgürlüğümüze değer vermeliyiz!
* Mutluluk hakkında düşündüklerimizi yazmak da mutlu eder. Ben her gün sosyal medyada mutluluk üzerine yazılar yazıp paylaşıyorum ve bu da benim mutluluğumu artırıyor.
'EN BÜYÜK MUTLULUK KAYNAĞI HAYATTA VE SAĞLIKLI OLMAK, EĞER HAYATTA VE SAĞLIKLIYSAK PEK ÇOK ŞEYİ DEĞİŞTİREBİLİRİZ.
SAĞLIĞIMIZA YATIRIM YAPMAK, SAĞLIKLI BESLENMEK VE EGZERSİZ YAPMAK BU NEDENLE MUTLULUK AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ!''