11.11.2014

ÖZGÜRLÜK


Adamın biri, bilge bir kral olmakla ün salmış olan kralın yanına gider.

Krala sorar:

'Efendim, söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?"

Kral:

"Elbette...." der "Kaç bacağın var senin?"

Adam soruya şaşırarak, "iki efendim" der.

Kral:

"pekala, tek bacağın üstünde durabilir misin?"

"Tabi ki... " diye cevap verir adam.

"0 halde, hangi bacağın üstünde duracağına karar ver,"

Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir."

"Tamam." der.

Kral, "Şimdide öteki bacağını kaldır."

Adam şaşırır.

"Bu imkansız kralım."der. "Gördün mü?"der kral,

"Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil."

10.11.2014

İLK HAMİLELİK, İLK BİLİNMEZLİK…


Hamile olduğunuz anda başlıyor bebeğiniz ile ilgili sorumluluk. Yemeniz, hareketleriniz hatta uyuma şekliniz… 


Mucizevi bir güzellik ancak zorlukları ve bilinmezliği fazla hele de İlk öğrendiğiniz andan itibaren bebeğiniz için koruma duygunuz ortaya çıkıyor. Ona bir şey olmasın diye evhamlı geçiriyorsunuz günlerinizi. Hele bebeğinizi hissetmeye başladığınızda küçük hareketlerini fark ettiğinizde farklı bir mutluluk yaşıyorsunuz. Hareketleri hissetmediğinizde ise bir şey mi oldu niye hareket etmiyor diye endişeleniyorsunuz.

Özellikle ilk hamileliğin ise bilemediğin çok şey oluyor. Ağrılarım normal mi diye düşünüyorsun. Her gün farklı bir şekilde uyanıyor ve öğreniyorsun. Kitaplar okuyorsun kaçıncı haftadayım ve bebeğim şu an nasıl bir evrede? Bende ne gibi değişiklik olacak bu haftada gibi…

Çoğu kitapta hamilelik hastalık değildir yazar. Hamileliğin ilk günlerinde kendini hasta gibi hissedebilirsin. Sürekli uyuma halinde olursun. Tabi ki geçici bir dönmedir. 3 ay kadarcık,
Her hamile bayan bu süreci farklı yaşıyor. Kimisi mide bulantısı şeklinde, kimisi yatarak, kimisi de ağrı çekerek geçiriyor. Bu nedenle yaşadıkların kendince normal oluyor. Sadece sağ tarafın ağrıyabilir kalçana kadar mesela… Bu nedenle insanları çok dinlememek gerektiğini düşünüyorum. Doktorunuza sorun ya da kitap okuyun.

Çevremizde hamile gördüğümüzde ne kadar güzel deriz hemen cinsiyetini sorarız. Tabi ilgilenmeyiz durumuyla ya da ne yapıp ne ettiğine.. Başımıza geldiğinde ise kabus olan testleri öğreniriz. Down sendromu testi denmesi bile yeter psikolojimizi bozmaya. Bu testleri yaptırıyorlar mı? Nasıl bir test? Ne şekilde yapılıyor? Diye araştırmalara başlarsın. En kötüsü de bu testlerin yanılma ihtimalinin olması. Gerçekten zor bir süreç.


Allah bütün hamilelerin yardımcısı olsun.

KENDİMİN FENDİ KADERİMİ YENDİ


Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceği kadar yersin.
Denize testiyi daldırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır.

                                                                                   MEVLANA


Para! Parayı ne kadar küstürmüş olmalıydım ki bir türlü bolluğa kavuşmayı başaramamıştım. Tatlı Cadı benliğin para konusunda fazlasıyla efor hacıyordu, yine de alacaklılar azalmıyordu. Rahat kafayla harcama yapamıyor, istediğim düzeyde refaha kavuşamıyordum. Ne yaparsam yapayım iki yakam bir araya gelmiyordu, olmadık yerlere borç takıyordun. Zaruri ihtiyaçlarını karşılıyordum, bunun dışında param olmuyordu. İyi kazanmama rağmen maddi açıdan kendimi bir türlü toplayamıyordum.


Hans'ın yanıma geldiğinde bana söyledikleri:


Bilinçaltımızı pozitif veya negatif anlamda etkileyen faktörler vardır bilirsin. Hatırladığı yaşlarından da etkilendiğin birçok faktör olmuştur. Şimdi ışık hızı ile hızlandırılmış bir çalışma yapacağız. Al şu kağıdı kalemi, para hakkında ne düşünüyorsan yaz. ilkönce parayla ne zaman tanıştın? Kim verdi parayı sana ilk? Annen baban para hakkında ne derlerdi,  ne düşünürlerdi veya hala ne diyorlar, para senin için ne ifade ediyor, şu anda çok paran olsa nasıl biri olurdun ve ne yapardın?


Bu birkaç dakikalık çalışmayla elbette tam anlamıyla kök inancına ulaşamayız, bu çalışmada amaç paraya karşı beslemiş olduğun kök düşüncenin bir nebze olsun ipucunu yakalamak. Kök inanç için çok kapsamlı bir çalışma gerekir.


Yazdıklarım hep ailemden ve çevremden duyarak kabul ettiklerini, kendime ait hiçbir fikir yoktu sanki.


"para bugün var yarın yok.

Ben hancı para kervan, para tren ben istasyon, para elimin kiridir.
Tanrı'dan para istemek günahtır.
Para için savaşlar çıkar, para için insanlar ölür, çok paran olduğunda düşmanın artar, önce sağlık, sıhhat ve uzun ömür, sonra para...
Para aslanın ağzındadır. Para parayı çeker bu yüzden parası olanın parası parayı çeker.
Para her şey değildir.
Para bize gıdım gıdım gelir.
Helal kazandığımız için az paramız var.
Paramıza haram katmadık ki çok olsun.

Çalışmadan çıkan sonuçlardan ev ödevi aldım, aşağıda yazılı olan şıklardaki olumlu telkinleri inancım yapana kadar söyleyecektim.


* Para benim en iyi arkadaşımdır, parayı seviyorum, ben bol paraya 1 ayığım.


* Paramda mıknatıs etkisi vardır. benim param para çeker. Para mıknatısı olduğuma çevrem gıbta eder.


* Parayı seviyorum, paraya saygı duyuyorum.


* Aylık gelirim, aylık giderinden çok fazladır. Maaşımın her ay giderlerim ve harcamaların çıktıktan sonra, üçte biri ve daha fazlası artarak birikir.


* Kısmetiyimdir. para her zaman her yerde bolca gelir.


* Para sevgidir.


* Neşe ve eğlence içinde bolca helal para kazanıyorum.


* Para girdiği her yere sevgi, dostluk ve barış götürür.


* Her zaman param var.


* Paramı iyi kullanırım, aylık giderlerinin dışında ilerisi için her ay arta kalan paramı biriktiririm.


* Parayı seviyorum, paraya saygı duyuyorum.


* Paramı iyi değerlendiririm.


* Para güvendir, para iyi bir dosttur.


* Çok para ile yaşam sürdürmeyi hak ediyorum.


* Hedeflediğim servet gerçekliğimdir.


* Evrenin sonsuz zenginliğine katılıyorum.


* Kozmik para enerjisi benim için akar.


* Bolluğun akışını görmeyi seçiyorum.


* Etrafımda Sadece bolluk görüyorum.


* Zenginlik rahatlıktır, güvendir.


* Zengin olmayı kendime hibe ediyorum.


* Zenginim ve yeteri kadar olgunum.


* Servet tayinimi sadece ben yaparım.


* Her an bolluk ve zenginlik soluyorum.


Adı küçük etkisi büyük analiz, benim paradan korktuğum, paraya düşman olduğum ve onu sevmediğim Sonucunu çıkarttı.


"Kendini sevmiş alsan, kendine diğer sevdiklerin gibi neler bağışlamazsın ki....


Bu olumlamaları her gün oku, kendine belirli bir tarih koymadan, bu yeni düşüncelerin kafana yer edene kadar. Yok 21 gün yok bilmem otuz gün diyerek sakın kendini şartlandırma .


Bilinçaltın kabul ettikten sonra da oku, kendini belirli bir zamana göre şartlamış olursan, 0 Zaman çerçevesinde yeni düşüncen oluşmazsa inancın kırılabilir, şimdilik bu kadarını bil yeter, bundan sonrası kendiliğinden gelecek, sen mucizelerine yetişememenin mutluluk sarhoşluğunu yaşayacaksın.


Düşüncen konuşmana,

Konuşman hareketine,
Hareketin kaderine yansır.
Güzel düşün, Güzel yaşa....

MEVLANA


Hayran kaldığım bir kitap her şey yalın ve net anlatılmış. Sizlere bu kitaptan bir post daha yazıcam. Ellerine sağlık Leyla Yıldız ::)


7.11.2014

EGOİST BEYİN VE KİLO


Zayıflamak için hızlı, sağlıklı ve tehlikesiz bir metot yoktur. Ama eğer sizi yeme bağımlılığına iten nedenlerle ilgili bilgi edinmek ve bunlarla mücadele etmek, ufkunuzu açmak ve kiloya yol açan şeyin bedenimizin değil, beynimizin metabolizması olduğunu öğrenmek istiyorsanız, bu kitap size kilo sorununuzu çözmekte yardımcı olacaktır.


Şişmanlayan insanların büyük bir çoğunluğu, şişmanlığa yol açan kronik stresle ilgilenmektense hızlı bir diyet yaparak eski kilosuna geri dönmek ister. Ancak beden hava, SU ve yemek gibi temel ihtiyaçları kısıtladığında, bu ihtiyacını karşılayabilmek için elinden geleni yapar . Tabii ki kişi buna rağmen "yüksek bir iradeyle" diyet yaparak kısa bir süre içinde kilo verebilir. Ama diyet dönemi biter bitmez verdiği kiloları fazlasıyla geri alır. İnsanların diyet döneminden sonra daha fazla kilo almaları durumuna bilimde yoyoefeet yada weight- cycling adı verilir. Böylesine kısırdöngüye girenler her dönem yeni bir diyet yapıp zayıflar ama dönem bittiğinde de eskisinden daha fazla şişmanlar ve bu yolculuk yıllar geçtikçe obeziteye doğru ilerler.


Beynin stres sistemi biz ancak var olan sorunu çözdüğümüzde rahatlar. Çözemediğimiz sürece "vur ya da kaç tepkisi" içinde kalarak bizi strese sokar. Ama beynin stres sistemini rahata kavuşturmak için ille de dış faktörleri değiştirmeniz gerekmez. Kaldı ki dış faktörleri değiştirdiğimizde bir sonraki adımda benzer bir durumla karşılaşma olasılığımız da yüksektir.

Somutlaştırırsak; mahallesinde patlayan bomba yüzünden strese girip başka bir yere taşınan kişi muhtemelen o taşındığı yerde de benzer bir sorunla karşılaşacaktır. Ama taşınmadan önce 'ölüm korkusunu' yenerse ve hayatta bir çok şeyin bizim elimizde olmadığı gerçeğini kabul ederse, yani bu streste kendi payına düşen noktayı hallettiğinde, başka bir mahalleye taşınmak onun için oldukça hayırlı olacaktır.

Ancak bir olayın bizim üzerimizde yarattığı etki yalnızca olayın kendisine değil, aynı zamanda da bize bağlıdır. İşte bu yüzden aynı olay, bir insanda stres tepkisine neden olurken, bir başkasının motivasyonunu yükseltebilir. Dolayısıyla kişinin olayı nasıl değerlendirdiği, ne tür yetilere ve güç kaynaklarına sahip olduğu, hayata ve kendisine karşı nasıl bir tutum sergilediği verilen tepkiyi belirleyen çok önemli faktörlerdir. Yani eğer dış faktörlere müdahale etme imkanımız yoksa, kendimize müdahale edip değişimi kendimizde sağlayabiliriz.

Kitabın sonunda ALIŞTIRMALAR var. Bir dahaki post yazısında onlardan bir tanesini yazacağım. STRES ve KİLO olabilirmiş bu kitabın adı. Önceki kitabı gibi bu kitapta güzeldi.

Okumayanlar varsa Zaza yurtsever'in önceki kitabı. KORKMA YE!

3.11.2014

DOMATESİ EZERSEN, DOMATES SUYU ÇIKAR!


Temel olarak hayatın tümüne baktığınızda, aslında çoğu yerde verdiğimiz küçük kararlar bizi belli bir yere getiriyor. öyle değil mi? Mesela bugünkü yaşantınıza baktığınızda, geçmişte verdiğiniz, O an için önemsiz gibi görünen bazı kararların şu an için hayatınızı çok derinden etkilediği oldu mu?

Mesela 5-10 sene önce verdiğiniz bazı kararlar? Üniversite sınavında 8. veya 10. Sıraya nereyi, nereye iş başvurusunda bulunacağınız, kiminle arkadaşlık edeceğiniz gibi...

Hatta belki de bir arkadaş ortamına veya pikniğe katılıp katılmama kararınız buğün sizi nerelere getirmiş veya getirmemiş olabilir?

Tamam, şu konuda anlaştık: şöyle ya da böyle birtakım kararlar veriyoruz. Peki, acaba bu kararlar 0 an birdenbire mi çıkıyor, yoksa yıllarını tecrübelerimiz ve yaşadıklarıMIZIN bir birikimi olarak mı veriliyor? Cevabı biliyoruz....

'Domatesi ezersen, domates suyu çıkar." Domatesi neyle ezersen ez, domates suyu çıkar, öyle değil mi? Damatesi ister öğütücüden geçirin, ister rendeleyin, ister bisikletle üzerinden geçin, hep domates suyu çıkar. Çünkü içi domates suyu dolu!

Peki, sizi sıkarsak ne çıkar? Sizi doldurmuş olan her ne ise, sıkma zamanı geldiğinde işte o çıkacak, bundan kaçış yok. İşte o kritik anda içinizden ne çıkacağı, sizin 0 ana kadarki birikimlerinizle çok ilgili.

Peki, bizi neyin dolduracağını kendimiz mi seçiyoruz? Nasıl seçiyoruz?

Bilge birisi diyor ki:

"Beynini mutlaka bir şeylerle dolduracaksın. Ya pozifle ya da negatifte. ikisinin arası yoktur."

Yani zihnimizi ya olumlu şeylerle doldurmayı seçeceğiz, ya da olumsuzlarla. Eğer bu konuda bilinçli bir seçim yapmıyorsanız; seçim yapmamayı seçiyorsunuz demektir. Aslında bu konuda bir seçim yapmamayı seçmek de önemli bir seçimdir. Çünkü olumluyla doldurmayı seçmemek, dolaylı olarak olumsuzla doldurmayı seçmek anlamına gelir.

Örneğin, bir bardağı hiçbir şeyle doldurmamayı seçmeniz, aslında onu havayla doldumayla seçmekten farklı bir şey midir?

Demek ki zihnimizi bilinçli olarak doldurmazsak, nasıl olsa kendiliğinden de bir şeylerle doluyor. En azından kendi seçtiğimiz olumlu şeylerle doldurmak daha yararlı olurdu diye düşünüyorum, ne dersiniz?

zaten dünyaca ünlü başarı teknolojisi olan NLP' nin vurguladığı konulardan biriside işte budur.

Madem ki yıllar boyunca 0 beyin ve içine doldurduklarımızla yaşayacağız, neden beynimizi kendi seçtiğimiz, kendi istediğimiz şeyler yerine başkalarının seçimleriyle dolduruyoruz?

2.11.2014

N DİYETİ


Diyet, kelime anlamıyla bireyin beslenme biçimidir.

Diyet, kişiye özel alandır; O kişiye özel olması gereken, O kişinin ağız tadına, yaşına, hastalıklarına, yaşadığı bölgeye, aylık gelirine kısacası sadece Ona özel olandır.

Yaşam boyunca sağlıklı beslenmek olmalıdır amaç. Beslenme düzeninizi rayına oturttuğunuz da, doymak için değil, sağlığınızın devamlılığını sağlamak için yemeye başladığınızda başarmışsınız demektir. 

Diyet değildir aslında kilo verdiren, sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez sonucudur kilo Vermek. şunu unutmayın; yaptığınız her diyet, sadece dönemlik bir kilo verme ihtiyacı için yapılmışsa, • kilolarınız er geç size geri dönecektir. Eğer Uzun ve sağlıklı bir yaşama adım atıyorsanız, kaybettiğiniz kilolarla bir  ömür sağlıkla yaşarsınız 

Dünya otoriteleri tarafından kanserden sonra en tehlikeli hastalık olarak kabul edilmiştir.

Fakat şişmanlık, duygularınızla değil, öncelikle kan değerlerinizle tespit edilmesi gereken bir sağlık problemidir.

Sosyalleştikçe etrafımızda artan insan sayısı, gördüğümüz kilolu bireylerin fazlalığı, Şişmanlığın normal bir şeymiş gibi algılanmasına neden olabilir. Sokakta bikiniyle dolaştığınızda tuhaf karşılanabilir, fakat plajda bu durum çok normaldir. Aslında iki taraftaki çıplaklık da aynıdır. Plajda her tarafta aynı tip insanlar gördüğümüzden oradaki tepkimiz gördüğümüze değil alıştığımıza olur. Bunun gibi etrafımızda hızla yayılan obezite ile birlikte kendi görüntümüz, şişman olsa bile normalleşmeye başlar. 

Çevrenizdeki insanların Zayıf ya da şişman olmaları sizi ilgilendirmemeli; siz sağlığınızı tehdit etmeyen, kendinizi iyi hissettiğiniz kiloda kalmayı amaç edinmelisiniz. 

HAYAT Bizi ŞİŞMAN OLMAYA NE KADAR ZORLASADA BİZ ONUN KARŞISINDA ELİMİZDEN GELDİĞİNCE DİMDİK AYAKTA DURMALIYIZ.

N YAĞI

Vücudumuz öncelikle karbonhidratları, daha sonra yağları ve en son olarak da proteinleri enerji olarak kullanır. Proteinleri enerjiye dönüştürülmesi en son aşamadır. Kaslarımız erimeye başlar. 

Yanlış diyet kas kaybına yol açar.

Karbonhidratlar çok çabuk tüketilir, bu sebeple yedek bir enerji deposuna ihtiyaç duyulur. Bu yedek enerji deposu yağlardır.

Vücudun aslında yaptığı doğru bir harekettir. Sizi yarı yolda bırakmamak için bunu düşünür. Yedekte mutlaka enerji bulundurma ihtiyacı hisseder.

Stres, vücudun kendini korumaya almaya ihtiyaç duyduğu bir durumdur. Yüksek stres yağ depolamasını artırır.

'Aynı hatayı iki kez tekrarlamayın.'

Bir öğünde fazla kaçırdıysanız, sonra gelen öğüne dikkat edin ki, adipoz dokunuzun tamamlanması aşamasında hemen engel olun.

Haftada iki günden fazla kaçamak yapmayın.

N SUYU

Gün içinde idrarla, terle ve soluk alıp vermeyle birlikte ortalama 1500 ml sıvı kaybederiz. Bu kayıplar için zaten minimum 1500 ml sıvı kesin olarak tüketmeliyiz. Bunun yanı sıra besinlerin emilimi ve taşınması gibi vücuttaki kullanımlarını da göz önünde bulundurarak su tüketiminize çok dikkat etmeliyiz. Vücut ağırlığınıza göre su ihtiyacını hesaplayabilirsiniz. Kg başına ortalama 30 ml sıvı alımı vücudunuz için yeterlidir.

Kendinizi kontrol edin. İdrarınızı yaparken mesela, rengini kontrol edin, ne kadar koyu ise o kadar az su içtiniz demektir. Az su içmeniz önce cildinizi sonra böbreklerinizi ve vücudunuzun genelini ve geleceğini kötü etkileyecektir. Yağınızı kontrol altında tutup, su içtiğiniz sürece sağlığınız hep iyi olacaktır.



N DETOKSU (örnek detoks günü)

Sabah kalkınca ruhunuzu dinlendirecek bir müzik açmakla işe başlayın. Tavsiyem 'ney' dinlemeniz. Hemen arkasından 2,5-3 litre oda sıcaklığında su tüketmelisiniz sabahları kalktığınızda sıcak suyun içine kabuklarıyla atacağınız limonlu bir bardak suyu içerek güne başlamalı ve kaliteli su içerek tüm gününüzü geçirmelisiniz.

Sabah kahvaltısı: 

İçine bir çay kaşığı zeytinyağı konulmuş, havuç, portakal ve nardan oluşan karışık taze meyve suyu. Bol miktarda iyi yıkanmış yeşillik (roka, tere ve özellikle maydanoz gibi) içine 2 adet günkurusu kayısı doğranmış az yağlı (tercihen probiyotik) yoğurtla karıştırılmış 3-4 yeke kaşığı müsliyi, üzerine biraz tarçın serperek tüketin.

Ara öğün:

Sevdiğiniz bir adet meyveyi ana öğünleriniz arasında tüketin. Tercihen her ara öğünde bir meyve tüketin.

Öğle ve akşam yemeği:

Doğru pişirme yöntemleriyle hazırlanmış sebze yemekleri ile bol miktarda az zeytinyağı ve fındıkyağı karışımı eklenmiş salata tüketin.

Uyku:

En iyi uyku saati 22:00-23:30 arasıdır. bu saati geçirmeyin.

Eğzersiz:

Günde en az 45 dakikalık iki yürüyüş yapın, yürüyüşe ara öğün aldıktan hemen sonra çıkın.

Eğzersiden arta kalan vakitlerinizde zihinsel ve ruhsal arınmanıza vakit ayırın.


N İYİ TARTI

Bir danışanımdan size bir kopya. En iyi tartı günü cuma sabahtır. Haftalık tartınızı cuma sabah yapın; cuma akşamı ve cumartesi akşamı, pazar brunch'ı gibi 'obezojenik çevre' sosyalleşmeleriniz sonrasında düzgün geçireceğiniz pazartesi, salı, çarşamba, perşembe den sonra hafta sonu yaptıklarınızdan pişman olmazsınız.

N İRADELİ

Kilo verme sürecinizi doğru beslenmeyi öğrenmekle geçirirseniz, sonrası daha kolay olacaktır. Hayatınız boyunca beslenme listesine bağlı kalarak yaşamanız mümkün değildir. Bu sebeple kilo verme sürecinde hata yapmaktan korkmamalı ve hata yapmalısınız. Yaptığınız hataların geri dönüşlerini öğrendiğiniz an bu işten hayatınız boyunca kurtuldunuz demektir.

Kitapta yararlı olduğunu düşündüğüm bir çok bilgi de yer almakta diyet listeleri ara öğünler daha neler neler... Tavsiye ettiğim bir kitap diyet hakkında her tür sorunuza cevap bulabilirsiniz. İyi okumalar...