30.01.2014

Son Trend Meslek İş Sağlığı Ve Güvenliği


İş sağlığı ve güvenliği uzmanı mesleği için 2 yıllık yüksekokul mezunu olmak yetiyor. Şu an çoğu firmalar iş sağlığı ve güvenliği uzmanı aramaktadır. Firmaların risk analizi yapılmazsa ya da iş yeri hekimi yok ise idari para cezası uygulanabiliyor. Ayrıca olası bir iş kazasında firmaya çok ağır cezalar uygulanıyor. Bundan dolayı firmalar için çok önemlidir.
İş güvenliği uzmanı, İş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip mühendis, mimar veya teknik elemandır.
İş güvenliği uzmanı neler yapar?

 İşyerinde yapılan çalışmalar ve yapılacak değişikliklerle ilgili olarak tasarım,
 Makine ve diğer teçhizatın durumu, bakımı, seçimi ve kullanılan maddeler de dâhil olmak üzere işin planlanması, organizasyonu ve uygulanması,
 Kişisel koruyucu donanımların seçimi, temini, kullanımı, bakımı, muhafazası ve test edilmesi
 Konularının, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ve genel iş güvenliği kurallarına uygun olarak sürdürülmesini sağlamak için işverene tavsiyelerde bulunmak.
Risk Değerlendirmesi;
 Risk değerlendirmesinin yapılmasını sağlamak;
 Gerekli çalışmaları planlayarak alınacak sağlık ve güvenlik önlemleri konusunda işverene önerilerde bulunmak ve takibini yapmak.
 Çalışma ortamının gözetimini yapmak,
 İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılması gereken periyodik bakım, kontrol ve ölçümleri planlamak ve uygulanmasını kontrol etmek.
 İşyerinde kaza, yangın veya patlamaların önlenmesi için mevzuata uygun çalışmalar yapmak ve uygulamaları takip etmek;
 Doğal afet, kaza, yangın veya patlama gibi durumlar için acil durum planlarının hazırlanmasını sağlamak,
 Periyodik olarak eğitimleri ve tatbikatları yaptırmak,
 Acil durum planı doğrultusunda hareket edilmesini sağlamak.

Eğitim, bilgilendirme ve kayıt;

 İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini ilgili mevzuata uygun olarak planlamak ve uygulamak.
 Çalışma ortamının gözetimi ile ilgili çalışmaları kaydetmek ve yıllık değerlendirme raporunu işyeri hekimi ile işbirliği yaparak hazırlamak.

İlgili Birimlerle işbirliği;
 İşyeri hekimi ile işbirliği yaparak iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili değerlendirme yapmak,
 Tehlikeli olayın tekrarlanmaması için inceleme ve araştırma yaparak gerekli önleyici faaliyet planlarını hazırlamak ve uygulamaların takibini yapmak.
 İşyeri hekimi ile işbirliği yaparak yıllık çalışma planını hazırlamak.

28.01.2014

YILIN BAŞINDA YAPILAN PERFORMANS DEĞERLENDİRME


Kurum stratejileri ve bu doğrultuda belirlenen kurum hedeflerine ulaşmak amacıyla, tüm yönetim ekibinin çalışanları doğru yönlendirmesiyle, sürekli geri bildirimde bulunarak çalışanın ve kurumun gelişimine odaklanan bir yönetim sürecine performans değerlendirme denir. Şirketlerde yöneticilerin, yılın ilk aylarında gerçekleştirdiği performans değerlendirme sonucunda zam oranları, kime ve ne kadar zam yapılacağı belli olur. Yıl içinde çalışmana göre performansın değerlendirilir.

Performans değerlendirme ile ilgili bilgiler;

      Çalışan ve yöneticinin birebir gerçekleştirdiği toplantılardır.
      Önceki yılın sonuçlarını / başarılarını yansıtma fırsatı yaratır.
      Motive eden bir toplantı olmalıdır.
      Çalışan performansını gözden geçirmesi için cesaretlendirilmelidir.
      Yönetici yapacağı değerlendirmeye hazırlanmalıdır.



      Toplantının Amacı:
      Çalışanın gerçek performansını gözden geçirme;
      Değerlendirme sonuçları konusunda fikir birliğine varmaktır.


EN İYİ BLOG YARIŞMASI


Dereceye girecek olan ilk 6 Blog, sol tarafta görmüş olduğunuz sponsorlarımız alanında sitelerine direkt olarak 2 ay boyunca ücretsiz link kazanacaklar.. Yarışma birincisine extra olarak jüri üyeliği verilecektir.

kATILIM İÇİN TIK TIK

3 KİTABINDAN KUVARS TAŞI


Bir önceki nötrleşme aşamasında doğal taşların etkileriyle ilgili bahsettiğim herşey burada da geçerli. Taşı ayda bir ılık akan suyun altına ya da toprağa gömmen enerjisini boşaltması açısından önemli. 3-4 cm'lik bir küçük taş yeterli olacaktır.

Doğal taşlar sadece seni arkandan iter. Sürecin daha hızlı olmasını sağlar.

Kuvars taşının konsantrasyonu sağlaması yanında en önemli olan ve işimize yarayan tarafı, ENERJİYİ VE MOTİVASYONU SÜREKLİ DİNÇ TUTMASI. Benden, akıl ve duygular arasında dengeyi sağlıyor. Beynin yaratıcı ve analitik düşünme yeteneğini arttırıyor. 

Kuvars taşının buradaki bir diğer misyonu, onu her gördüğünde bağlı olduğun yolu kararlılıkla yürümeyi sana hatırlatması. Çalışmaya başladığımız kişilerin bazılarının 3 sistemi sürecinin belli noktalarında enerjilerinin ve karalılıklarının düştüğünü görüyorum. İşte tam bu anlarda istediğim şeyleri elde etmek için gerekli kararlılığı sana hatırlatan simge işte bu taş.

GERİ BİLDİRİM AŞAMASINDA TURKUAZ TAŞI

3 Sistemi'nin son aşaması olan geri bildirimde Turkuaz taşının üzerinde ya da taşıman faydalı olacaktır. Turkuaz taşının bir çok faydalı yanı var. Ancak bizim kullanmamızın nedeni kişiyi yeniden canlandırması, ekstra DUYGU DALGALANMALARINI AZALTARAK geri bildirimin sakin ve dengeli şekilde oluşmasını sağlaması.


Mevcut bir durumda geri bildirim yaptığında ilerleme varsa zaten sorun yok. Ancak ilerlemende sorun varsa bu durum sende kabullenmeme ve gereksiz strese girme yaratıyor. Daha öncede bahsettiğim gibi yapılan tüm araştırmalar yoğun stres halinde mantıklı karar alınmadığını gösteriyor. Çünkü kan beyinden kaslara doğru yöneliyor.

Geri bildirimde mevcut halin değerlendirmesi yapılırken en önemli şey sakinliğinin ve dengenin korunması, KENDİNİ VE DURUMU KABULLENME ASLINDA. Ancak bir şeyi kabullenerek ona çözüm üretebilirsin. TURKUAZ taşı da bunu mükemmel şekilde sağlıyor.

Yeni ilgilenmeye başladığım taşlarla ilgili araştırmalar yapıyorum ve bu yazılanları sizde internetten araştırabilirsiniz. 

Siparişleriniz için : alev_nml@hotmail.com dan bana ulaşabilirsiniz.

27.01.2014

3


Kitabın içinde bulunan taşlarla ilgili kısımlar daha çok dikkatimi çekti. Sizinle paylaşmak istedim. Yazar ile iletişime geçtiğimde anlattı, kitabı yazdıktan sonra yurtdışına gittiğinden çok fazla kitap tanıtımı yapamamış. Ve şu anda yeni ve güzel bir site kurdu. Çok farklı bir site umarım başarılı olur. Mutlulukdediğin .com

Bunlar benim düşüncem ama kitapta doğru bildiğim taşlar hakkında yazıları paylaşmalıyım.

NÖTRLEŞME AŞAMASINDA AMETİST...

Doğal taşlar binlerce yıldır daha fazla Aşk, daha fazla para ve daha fazla sağlık için kullanılıyor.

Biz de 3 sistemi'nin her aşamasında doğal taşları, enerjileri itibariyle kullanıyoruz. Ancak şunu söylemeliyim ki 3 sistemi zihinsel bir devrimi amaçlar. Doğal taşlar sadece bu değişime destek olur. 

Taşları küçük bir parçalar halinde üzerinde ya da cebinde taşıyorsun. Taşı yeniden aktive etmek için ayda bir, ılık akan suyun altına 1-2 dakika yıkayabilir ya da 1-2 saat toprağa gömebilirsin. Taşların kütlesi büyüdükçe etkileri de artıyor. Ancak 3-4 cm' den büyük olmayan, yanında taşıyabileceğin bir taş da yeterli olacaktır.

3 sistemi'nin ilk aşaması olan nötrleşme aşamasında arınmak, dengelenmek ve huzuru yakalamak için ametist taşı çok önemli. Ametist taşının onlarca farklı özelliği yanında en önemli niteliği, OLUMSUZ ENERJİLERİ YOK ETMESİ, huzuru ve konsantrasyonu güçlendirmesi, stresi azaltması. Nötrleşme aşamasında cebinde, çantanda ya da takı olarak üzerininde ametist taşıman, kendi içine dönmeni, kendini kabul etmeyi, geçmişte yaşananları geride bırakmayı çok kolaylaştırıyor. İçindeki senin ortaya çıkması ve huzur için gerekli taban, günler geçtikçe bilgelikle birlikte belirginleşiyor. Ametist, enerji gereği senin enerji boyutundan serbest kalmana da yardım edecek. Ruhsal özgürleşmeye adım atacaksın. 

Aslında 3 sistemi nin 2. bölümü olan uygulama aşamasında en fazla işine yarayacak sezgisel ve içgüdüsel güçlerinin artmasına da yardım edecek. Motivasyonunun ve kendine güvenin giderek arttığını göreceksin. Özellikle alın şakrası üzerinde haftada bir yarım saat uygulanan ametist terapisi nötrleşme aşamasının kusursuz olmasını sağlıyor.

Ametist taşının koyu olması enerjisinin yüksek olmasını sağlar. Yastığın altına konulduğunda uykusuzluğa iyi gelir.

Her rahatsızlığa uygun belli taşlar vardır.

HZ. ALİ der ki;

İlacın sendedir de farkında olmazsın
Sanırsın ki sen sade küçük bir cisimsin
Derdin de sendedir fakat bilmezsin
Halbuki sende durulmuş en büyük alem.

TOKUZ AMA AÇIZ!


Kitapla ilgili diyebilirim ki tam bir biyoloji kitabı.. Okumakta ya da anlamakta zorlandığım bir kitaptı benim için. Anladığım kadar size de anlatayım.

Herkesin sağlıklı yaşam hakkında iyi kötü bir fikri var: Dengeli beslenme iyidir, sigara kötüdür gibi.

Vücudumuzda barış istiyorsak, onun sürekli bir savaş halinde olduğu düşmanlarını iyi tanımalıyız.

Hele de bu düşmanların en büyüğünü her öğünde biz içeri gönüllü olarak buyur ediyorsak.

Tek yol, hücrelerimize gerçek ihtiyaçlarını, gerçek besinleri vermekten geçiyor.
Çünkü hücrelerimizin her şeyden önce 'doğru enerji' ye ihtiyacı var.

Biz, elektron bulabilmek için yemek yiyoruz.

En yüksek elektron kaynağı BİTKİLER

Vücudun asitlenmesi tüm hastalıkların temelinde yatan ana sebeptir.
Basit kimya bilgisiyle, alkali asidin zıddıdır. Vücudumuz, tüm hücrelerimiz daima alkali olmak ister. Asitler ise terle, idrarla dışkıyla, nefesle dışarı atmak istediği çöplerdir. Bu çöpler, asitlendirilen gıda seçimleriyle artar. Atılmaları zorlaşır. Asitler vücutta kalırsa hücrelerimize tıpkı serbest radikaller gibi zarar verirler. Alkali olan herşey ise antioksidanlar gibi yararlıdır. Daha iyi bir kavrayışa ulaşınca anlıyoruz ki bunlar aslında aynı şeylerdir. 

Serbest radikal, asitlendirilen demektir.
Antioksidan, alkali yapan demektir.

Yaşlılık, vücutta çöp birikmesidir.

Kan şekerinin kanda kalış süresi uzadıkça, bu fazla şeker gidip vücut proteinlerine yapışarak zarar verir.

Hücre zarı sertleşmesi sonucu oluşan, günlük hayatta hepimizin adını sık sık duyduğu bir kavram var: İnsülin direnci

İnsülin direncini kilo sorunlarından diyabete, bel yağlarından otoimüm hastalıklara kadar her türlü sağlık problemiyle beraber duyuyoruz.

ADIM ADIM ALKALİ HAYAT!

*İdrarınızı takip edin. İdrarınızın koyu ve kokulu olması az su içtiğinizi ve asitlendiğinizi gösterir.
* Alkali su için.

*Dışkınızı takip edin. Kabızlık şikayeti asitlendiğinizi gösterir. Asla kabız olmamaya çalışın. Gerekiyorsa prebiyotik ve lif tabletlerini kullanın.

* Bel çevrenizi her hafta ölçün. Beliniz kalınlaştıkça asitlenirsiniz.

*Yemek sonrası uykulu haliniz oluyorsa, yemekten önce yarım çay kaşığı tarçın tüketin.

*TSH testinizi, açlık insülin ve yemek sonrası 2. saat tokluk insülin değerinizi bilin.

*Her öğünün yüzde 70 alkali besinlerden oluşmasına özen gösterin.

*Mümkünse haftada en az bir gece akşam yemeği yemeyin.

*Akşam yemeğini olabilecek en erken saate yiyin.

*Akşam yemeğinde asla karbonhidrat tüketmeyin.

*Sebze suyu içmeyi alışkanlık haline getirin.

*Kaçamak yaptığınız günlerin ertesi gününde daha fazla sebze suyu içerek kaçamaklarınızı dengeleyin.

*Kaçamak yapmak istediğinizde asla saat 17 den sonraya bırakmayın. Arada bir yaptığınız tatlı, alkol gibi kaçamakları kesinlikle bu saatten önce yapın.

*Çiğ sebze tüketmediğiniz gün olmasın. Hazır sebze tozlar da kullanabilirsiniz.

*Asla yağsız kalmayın. Omega 3 desteğinden günde 1 tane alın. Ceviz-badem-balık üçlüsünü muhakkak tüketin, yağlı tohumlarını menünüze dahil edin. Hindistan cevizi, avakado,zeytin gibi bitkilerin, çörek otu, keten tohumu gibi baharatların iyi yağ içerdiğini unutmayın.

*Süt yerine kefir içmeye alışın.

*Hazır yiyeceklerin neredeyse tamamının hücreleriniz için 'çöp' olduğunu her zaman hatırlayın.

*Hayvansal ürünleri azaltın. Yemek durumundaysanız doğal olanlarını tercih edin ve muhakkak sebzelerle beraber tüketin.

*Doğru nefes almayı öğrenin. Deviasyon ve uyku apnesi sorunuzu çözün. Nefesinizi tutmayın. Yapabiliyorsanız yatak odanızda hava iyonizeri kullanın.

*Gece 23 te uyumaya alışın, yatak odanız karanlık olsun.

*Yoğa, pilates, yürüyüş gibi derin nefes alabildiğiniz sporları tercih edin. Nefes nefese kaldığınız sporları değil.

*Ayda bir lenf drenaj masajına veya infrared saunaya gidin.

*Normal sauna da faydalıdır. Sıcak vücudun bağışıklılığını arttırır. Vucüt ısınınca bağışıklık hücreleri, bir mikrop yüzünden ateşiniz çıktı zanneder ve kendilerini çoğaltırlar. Bu da sizi tüm hastalıklara karşı korur.


*Her gün 1-2 dakika kanepeden aşağı doğru baş aşağı sarkık durun. Özellikle düşük tansiyonlu kadınlar için bu gereklidir. Beyne ve yüze yeterince kan ve oksijen gider. Hiç bir güzellik kreminin yapamayacağı cilt bakımı gibi olur.

*Ayaklarınızı yukarı kaldırdığınızda bacaklardaki lenf dolaşımına da yardımcı olursunuz.

*Banyo sonrası vücudunuzu kalp yönüne doğru kuru fırçalayın.

*Evde çıplak ayakla dolaşın. Her gün toprağa basın.

*Himalaya tuzu kullanın.

*Elektronik aletleri vücudunuza temas ettirmemeye çalışın.

*Elektronik aletlerin yarattığı etkiyi gidermek için elektromanyetik koruyucular kullanın.

*Stresle baş etmenin bir yolunu bulun. Her üzüldüğünüzde, her gerildiğinizde bu durumun vücudun içinde bir fiziksel karşılığı olduğunu unutmayın. Bu durum vücutta zararlı bir kimya yaratır ve bu da stres hormonu kortizoldür. Kortizol varken bağışıklık susar.

O PEK KIYMETLİ BAĞIŞIKLIK HÜCRELERİNİZİ KİM İÇİN VE NE İÇİN BOŞA ZİYAN EDİYORSUNUZ, BUNU HER SEFERİNDE BİR KEZ DAHA SORGULAYIN. DEĞER Mİ?

23.01.2014

YILDIZLARIN EFENDİSİ ÖMER HAYYAM


Ömer Hayyam, gökyüzünün işaretlerini bilgece yorumlayan, Malazgirt savaşının nasıl sonuçlanacağını ve Sezar’ ın ölümünü önceden bildiren, İbni Sina’ nın bile çözemediği matematik sorularını çözen, Celaliyen takviminin çıkarılmasını sağlayan dönemin en önemli bilginidir.
Ömer Hayyam hakkında kitaplarda yazan bilgilere göre;
Mutsuz bir filozoftu,
Yunan biliminin savunucusu ve İbni Sina’ nın düşüncelerinin takipçisiydi.
Zamanın en önemli özgür düşünceli adamıydı, tembeldi, ama zaman zaman çok yoğun çalışan bir işçiydi, ateşli bir doğası, yakıcı bir nükteciliği, sağlam bir belleği – bir keresinde yedi defa okuduktan sonra bir kitabı noktası, virgülüne kadar yeniden yazmıştı- ve sert bir tarzı vardı.
Zamanın en büyük düşünürüydü.
Eğer mümkünse tartışmaktan kaçtığına, ama tartışmada keskin bir dille konuştuğuna ve diğer bilim adamlarının ona saygı duymasına rağmen – geldiğini görenler ‘üstat geliyor’ diyorlardı- din adamları genellikle ondan nefret ediyor ve belki de korkuyorlardı.
Rakip gruplar tarafından izlendiği anlaşılıyor. Ve zaman zaman ölümle tehdit edildiği de biliniyor. Hiç evlenmediği söyleniyor. Melikşah döneminde zaman zaman sultanın gezilerine katıldığı biliniyor.
Kendi yolunu çizmiş ve tek başına ilerleyen, başkalarının beğendiği fakat düşüncelerinde özgür birisi karşısında olduğumuzu hissettiren işaretleri var. Cebir kitabının çeşitli yerlerinde dağınık olarak bulunan bilgilerden, geometrinin araç ve yöntemlerini kullanarak üçüncü dereceden denklemleri çözme konusunda ve Yunanlılardan öğrenmediği halde ve Avrupa’ da Descartes’ den sonraki döneme kadar öğretilmemiş hiperbolün kullanımında usta olduğunu keşfediyoruz.
Ömer Hayyam’ ın ‘ benim mezarım öyle bir yerde olacak ki ağaçlar yılda iki defa çiçeklerini üzerime dökecekler’ dediği bilinmektedir. Nişabur’ da olan mezarının yanında Armut ve Şeftali ağaçları bulunmaktadır. Ve yılda iki kere mezarın üzerine yapraklarını dökmektedir.

YILDIZLARIN EFENDİSİ HAYYAM
HAROLD LAMB

22.01.2014

Motorlu taşıtlar vergisine 6 taksit imkanı



Motorlu taşıtlar vergisini ödeme zamanı geldi yine. Hatırlatmakta fayda var son gün 31 Ocak. Yeni zamlarla ödeyeceğiniz verginize bir de faiz ödemek istemiyorsanız geç kalmamakta fayda var.

Eğer TEB müşterisiyseniz ve TEB kredi kartınız varsa Gelir İdaresi Başkanlığının resmi sayfasından TEB kredi kartı ile yapacağınız ödemenize 6 taksit yapılacak.           Ya da internet bankacılığı kullanıyorsanız TEB İnternet Şubesine girerek Motorlu Taşıtlar verginizi yine 6 taksit ile ödeyebilirsiniz.


Unutulmaması gereken önemli bir nokta ödemenizi yapmadan önce MTV yazıp 4616’ya kısa mesaj atmanız gerektiğidir. Aksitakdirde 6 taksit uygulamasından yararlanamzsınız. Ticari kartların dahil olmadığı kampanya 31 Ocak 2014 tarihine kadar geçerlidir.

21.01.2014

BİR İLİŞKİ 50 GÜNDE NASIL KURTULUR?


Kemal ile Canan’ ın evliliğinde yaşadığı olumsuzluklar, kavgalar ve sürekli devam eden huzursuzluk bunlarla nasıl başedeceklerini, evlilik terapisti ile sorunlarını çözümlemelerini, yaptıkları bu yolculukta farkındalık kazanmalarını, 50 güne bölerek yazılmış bir kitaptır. Kitapta, evliliğimizde yaşadığımız sıkıntılardan kurtulmanın en önemli yolunun iyi bir iletişimden geçtiği vurgulanmıştır.

Ayrıca kitapta sorunların bir anda çözülmeyeceğinden de bahsedilmiştir. Evlilik terapistinin bu konudaki sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
‘Bazı seanslardan sonra kendinizi çok iyi ve güçlü hissedebilirsiniz, hatta üst üste haftalarca her şeyin yolunda olduğuna inanıp sonra birden büyük bir anlamsızlığa düşebilir ve başa mı döndük diye endişelenebilirsiniz. Ya da haftalar boyu hiçbir ilerleme kaydedemediğimiz duygusuyla seanslara gelme isteğinizi yitirebilirsiniz. Önemli olan ortak bir karar içinde tavır geliştirmenizdir’
Kısaca kitabın içeriğinden bilgiler aktarayım.

‘Evliliğimiz tıpkı parmak izi gibi kendine özel bir şekli var, kendi dinamikleri var.’

‘Sevgi emek olmadan yaşayamaz, kendinizi birbiriniz tarafından seviliyor hissetmeniz önemli’
Evlilik terapisti çiftlere bir ödev veriyor.

‘ Davranışlarınızı incelemenizi istiyorum. Hangisi karşımdakine önem veren, sevgi ifade eden bir davranış, hangisi onu kırmaya yönelik bir davranış. Bunu sizden istememin nedeni farkındalık geliştirmenize yardımcı olmaktır.’

‘Birbirinizin neyi doğru neyi yanlış yaptığını tartmadan önce, karşınızdakinin kim olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Birbirinize bakıp, bu insan kim, içinden neler geçer, korkuları ne, hayalleri ne diye düşünmenizi istiyorum’

‘Siz kendinize özen gösterdikçe eşinizde sizi daha çok farkedecektir’

‘Gerçekçi olmadığımız bir anda herşeyin düzeldiği hissine kaptırıveriyoruz kendimizi, oysa ilişkileri düzeltmek önce kendimizle olan ilişkiyi, sonra diğerleriyle olan ilişkimizi düzeltmek demek; yaralarımızı sarmak, doğru davranış biçimlerini öğrenmek, uygulamak, egomuzla başetmek demek’

‘Cinsellik eşler arasında son derece önemli. Size özel, sizi diğer insanlarla ilişkilerinizden ayıran en önemli unsurlardan biri. Sonra birbiriniz tarafından beğenilmek, istenmek, birbirinize haz vermek evliliğiniz için çok temel ihtiyaçlardır.’
İlişkiler ile ilgili çok faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Size de tavsiye ederim.

20.01.2014

BEŞTAŞLAR


Nevşehir, Hacıbektaş ilçesinin 5 km. kuzeyindeki Çivril Köyü yakınında bulunan beş adet büyük ölçüdeki taş bulunmaktadır. Bu taşlar jeolojik yönden önemli olup Velâyetname’de ayrıntılı olarak söz edilmektedir. Buna göre;

”O dönemde köyden her gün bir kişi, otlaktaki sığırlara nöbetle bakarmış. İdris Hoca'nın otlaktaki sığırlara bakma sırası geldiği bir gün önemli bir işi çıkmış. Hacı Bektaş Veli hayvanlara bakma işini üstlenmiş. Hayvanlar otlayarak Mucur istikametine doğru yayılırlarken, İdris'in kardeşi Sarı, öküzleri getirip bunlara katmış. Hacı Bektaş Veli de “Ben bunları görüp, gözetemem, bir zarar gelirse karışmam” demiş. Sarı dinlememiş, bırakmakta ısrar etmiş. Bunun üzerine Hacı Bektaş Veli, çevredeki beş tane büyük taşa hitaben “Siz tanık olun, Hacet vaktinde şahadet edersiniz” demiş. Sarı'nın öküzlerini kurt parçalamış. İş Kadı'ya düşmüş. Hacı Bektaş Veli, beş tane şahidim var demiş. Onları otlak yerine götürüp, taşlara seslenince hepsi yuvarlana yuvarlana gelmiş ve her biri ayrı ayrı tanıklık etmişler.

Beştaşlar 1997 yılında Kültür Bakanlığı tarafından doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir.


18.01.2014

Bireysel Kariyer Yolculuğu


• Kariyer :
Bireyin çalışma yaşamı boyunca herhangi bir iş alanında ilerlemesi, deneyim ve beceri kazanması anlamına geliyor. Günlük yaşamda ise ilerleme, meslek, iş hayatı, başarı, bireyin iş hayatı boyunca üstlendiği roller ve bu roller ile ilgili deneyimleri gibi anlamları da kapsayabilir.
• Kariyer Yönetimi :
İnsan Kaynakları planları ile sistemin bütünleştirilmesi, kariyer bilgisinin artırılması için açık işlerin duyurulması, çalışanların performanslarının değerlendirilmesi, astlara kariyer danışmanlığı yapılması, iş deneyimlerinin artırılması, eğitim programlarının artırılmasıdır.

Birey hayalindeki iş yaşamı ile gerçek iş yaşamını kafasında uyumlaştırmaya çalışırken, çalışma yaşamı boyunca çeşitli devrelerden geçer.
• Keşfetme Arama (0-25)
• Kurma (26-35)

 İş Arama ve Bulma
 Oryantasyon
 Yerleşme ve İlerleme
• Kariyer Ortası (36-55)
• Kariyer Sonu (56-75)


• Genel Nitelikler ;
 Stratejik Bakış Açısı
 Değişim Yönetimine Açıklık
 Sonuç Odaklı Olmak
 Deneyimlerin Genişliği
 Kararlılık
 Takım çalışmasına uyum
 İnsan Kaynağı Yönetimindeki Beceri

13.01.2014

HAYATI ISKALAMAYIN




Bir adam, Washington DC metro istasyonunda oturdu ve keman çalmaya başladı. Soğuk bir Ocak ayı sabahıydı. Kırk beş dakika boyunca, altı adet Bach parçası çaldı. İşe gidişlerin en yoğun olduğu o saatte, binlerce kişinin oradan geçtiği ölçüldü. 

Müzisyeni ilk fark eden kişi orta yaşlı bir adamdı. O adam kemancıyı fark edene kadar, herkesin kayıtsız kaldığı üç dakika geçmişti. Adam kemancıya doğru yaklaşırken adımlarını yavaşlattı. Bir kaç saniye kadar önünde duraksadı, daha sonra hızlı adımlarla yoluna devam etti.

Bundan bir dakika sonra, kemancı ilk bahşişini aldı. Bir kadın, önündeki kutuya bir dolar attı ve hiç duraksamadan yürümeye devam etti. Birkaç dakika sonra bir adam, yandaki duvara yaslanarak müzisyeni bir kaç saniyeliğine dinledi ama saatine baktıktan sonra hızla oradan ayrıldı. Belli ki işine geç kalmıştı.

Kemancıya en çok ilgi gösteren 3 yaşında bir çocuk oldu. Annesi aceleyle çocuğun ardından koşturuyordu. Çocuk kemancıya bakarak durdu. Annesi oğlunun hızla çekti ve yürümeye devam ettiler. Annesinin elinden tutarak peşinden sürüklediği 3 yaşındaki bu küçük çocuk gözden kayboluncaya kadar başını arkaya çevirip müzisyene baktı. Benzer olay diğer çocuklarla da tekrarlandı. Her seferinde istisnasız, ebeveynler çocuklarını yürümeye zorladılar.

Kemancının çaldığı kırk beş dakika boyunca sadece altı kişi durdu ve kısa süreliğine onu dinledi. Yirmi kadar kişi para verdiler ama durmadan geçtiler. Kemancı 32 dolar topladı. Çalmayı bırakıp sessizlik hakim olduğunda bunu hiç kimse fark etmedi. Hiç kimse alkışlamadı. Hiç kimse onu tanımadı.

Hiç kimse kemancının, dünyanın en iyi müzisyenlerinden Joshua Bell olduğunu bilmedi. 3,5 milyon dolar değerindeki kemanıyla, o güne dek keman için bestelenmiş en zor parçaları çaldığını bilmedikleri gibi.

Aslında, o gün metroda çalmadan iki gün önce, Joshua Bell Boston'da kapalı gişe bir konser vermiş ve biletler ortalama 100 dolara satılmıştı.

Bu gerçek bir hikayedir. Joshua Bell'in metro istasyonunda çalması, Washington Post tarafından yapılan bir sosyal deneyin bir parçasıydı. Deneyin insanların, algıları,beğenileri ve önceliklerini belilemek için yapıldı. Cevabı aranan sorular şunlardı:

Güzel olanı algılıyor muyuz?
Güzel olan karşısında durup takdir ediyor muyuz?
Beklenmedik bir şekilde karşımıza çıktığında yeteneği ayırt edebiliyor muyuz?

Ya siz, siz güzel olanı algılıyor musunuz? Yoksa hayatta hiçbir yere hızla koşarken, güzel olan her şeyin önünde hızla geçip gidiyor musunuz?



12.01.2014

HAYAL LİSTEMİZİ OLUŞTURALIM..


*Beni gerçekten neyin mutlu ettiğini bulma
*Kendime inanma
*Güçlerimi belirleme
*Her gün neye önem verdiğimi hatırlama
*Ruh halim için günlük tutma
*Neden ertelediğimi anlama
*Tutkularımı bulma
*Bir yıl boyunca her gün kendi fotoğrafımı çekme
*Öfkemle başa çıkma
*Ailemi anlam
*Kendimi sevme
*Neyi neden yaptığımı anlama
*Kendimle gurur duyma
*Hoşlandıklarımı ve hoşlanmadıklarımı belirleme
*Korkularımı  anlama
*Kendimi kabul etme
*Ruhumu araştırma
*İzlemek istediğim yolu belirleme
*Çevremdeki dünyayı anlama
*Olmak istediğim insanı yeniden tanımlama, yeniden tanıma ve kucaklama
*Hiç bir şey bilmediğimi anlama
*Kendim için bir tema şarkısı seçme
*İhtiyaçlarımı belirleme
*Kendimi keşfetme
*Hayal günlüğü tutma
*Hayal amacını bulma
*Sınırlarımı daha iyi bilme 
*Kelimelerimin diğer insanları nasıl etkilediğini fark etme
*Neden bu kadar tükenmiş olduğumu anlama
*Kendi duygularımı anlamayı öğrenme,
*Beni, manevi, duygusal veya yaratıcı bir şekilde tatmin etmeyen herşeyi hayatımdan çıkarma
*Bilinçaltım hakkında daha fazla şey öğrenme
*Ev kadını ve anne olarak rolümü anlama
*Benim için doğru olanları bulma
*Yeteneklerimi keşfetme
*Ölümlü olduğumu kabul etme
*Başarısızlıklarımı kabul etme
*Bazı şeylerin kontrolüm dışında olduğunu anlama
*Gurur duyduğum 10 gücümü belirleme
*Hayatımda ne yapma istediğimi belirleme 
*Neden zaman zaman çok bunaldığımı anlama
*İnsan beyninin nasıl çalıştığını anlama
*Kendim hakkında gerçeklere dair 100 maddelik bir liste yapma
*Eskiden yaşadığım her yeri ziyaret etme
*Kendimi kaybetme ve sonra tekrardan bulma.

KENDİMİZİ ANLAMAK, ile ilgili hayal et. Listele. yap kitabından seçtiğim kişilerin hayalleri bunlardan seçebilir ya da kendiniz bir hayal bulabilirsiniz. Kitapta yazan bu konu ile ilgili hayalini gerçekleştirmiş kişinin anlatımı..


HAYAL ET. LİSTELE. YAP.

'BENCE, KENDİNİZİ SEVMEK...'

-Kim olduğunuzu kabul etmek
-Geçmişinizin değiştiremediğiniz bir parçanız olduğunu kabullenme ve bunu sadece ders çıkarabilecek bir fırsat olarak görme
-İnsan olduğunuzu ve mükemmel olmadığınızı, hatalar yapan ve hatalardan ders çıkaran birisi olduğunuzu kabul etme,
-Sevilmeyi hak ettiğinizi ve sevme ihtiyacını görebilme
-Doğal güzelliğinizi, yeteneklerinizi ve becerilerinizi en iyi şekilde kullanma; bunları diğerleri ile paylaşma; benliğinizi bu yönlerini beslemek anlamına gelir.
                                         
                                                                                     G.E.

11.01.2014

Blog Deposu Blog Yarışması 2014 Başlıyor


Katılmak isteyenler :)) Bu
linkten ulaşabilirsiniz.... BLOG DEPOSU...

HAYAL ET. LİSTELE.YAP


Hayal listesi fikri çok basittir. Yapmak için zaman bulamadığınız veya motivasyonunuzun olmadığı şeyler nelerdir? Bisikletle ülke turuna çıkmak mı? Aydınlanmaya ulaşmak mı? Çıplak yüzmek mi? İnsanlar için doğal yaşam alanı olacak bir ev yapmak mı? Bu fikirleri not almanın, 'Hayatımda gerçekten ne yapmak istiyorum?' Sorusuna yanıt vermede gerçekten çok yardımcı olduğuna ve istediğini gerçekleştirmeye giden yolu gösterdiğine inanıyoruz. Bir liste oluşturmak -ve listedeki maddelerin yanlarına işaret koyma niyeti- hayallerinize odaklanmanızı, kendinize koyduğunuz sınırlardan kurtulmanızı ve bir zamanlar erişilmez gerçekçi görünen amaçlarınıza ulaşmak için motivasyon edinmenizi sağlar.

Bu listeyi diğer insanlarla paylaşmakta çok güçlü bir araçtır. İsteklerinizi duyurmak sizi bir bakıma sorumluluk sahibi yapar ve sizi şans eseri keşfettiğiniz bir desteğin tam ortasına yerleştirir.

Sizinle aynı amacı paylaşan insanların amaçlarına ulaştığını duymak, motivasyon sağlamanın mükemmel bir yoludur. Diğerlerinin başarabildiğini göreceksiniz; onlar başarabildiyse siz de başarabilirsiniz. Hayal et. Listele. Gerçekleştir!

Daha büyük ve daha cesur bir hayat sürmek için kendinize yardım edebileceğiniz, yüz yüze bir yardımcıdır.

Ve tabii bunlar biz de bilmeliyiz. Böyle hikayeler ile çevrelediğimizde bizde kendi hayat listelerimiz için ilham kaynağı buluyoruz. Bir arkadaşımız grubu ile turneye çıktı.

HAYAT LİSTENİZİ OLUŞTURMA VE BAŞARMA İÇİN 10 KURAL

1) LİSTENİZİ AÇIKLAYIN:

Amaçlarınızı herkese açıklamak, onlara olan bağlılığınızı sağlamlaştıracak, sizi bir bakıma sorumlu tutacak ve aynı ilgi alanlarını paylaşan insanlarla iletişim içinde olmanızı sağlayacaksınız. Daha önce sahip olduğunuzu bilmediğiniz sosyal ve mesleki ağları fark edecek ve sizi düşünen insanlardan cesaret bulacaksınız. 

2) CİDDİ VE EĞLENCELİ AMAÇLAR EDİNİN

Amaçlarınızın kapsamında çeşitlilik oluşturun ve bir kaç tane çılgın ve eğlenceli hayallerinize yer vermeyi unutmayın. Aynı zamanda, ilk önce daha az cesaret gerektiren amaçlarınızı gerçekleştirmekten de çekinmeyin. Erken elde ettiğiniz başarılardan cesaret almak, daha büyük görevlerde kollarınızı sıvamak için cesaret verecektir.

3) BELİRSİZ AMAÇLAR EDİNİN.

Tamamen gerçekleştiremeyecek olsanız bile, amaçlarınıza korkusuzca ilaveler yaparak tutku veya ilgilerinizi göz ardı etmekten kaçının. Eğer bir sabah sanatla uğraşma isteği ile uyandıysanız bunu kesinlikle listenize ekleyin.

4) BELGE GELİŞİMİ

Listenizi gözden geçirirken, gelişiminizi kaydedin ve bir sonraki adımınızı belirleyin. Gelişiminizi belgelemek, davranış modelleri belirlemenizi sağlar ve amaçlarınıza ulaşmanızı engelleyen diğer engelleri de kolayca tanımlarsınız. Aynı zamanda ne kadar yol kat ettiğinizi de görebilirsiniz.

5) AMAÇLARINIZI YÖNETİLEBİLİR VE ÖDÜLLENDİREBİLİR HALE GETİRİN.

Büyük amaçları, daha küçük görevler olarak bölün ancak can sıkıcı olmamasına dikkat edin. Artımlı adımlar atmak, sizi büyük bir amaç tarafından yorulmamanızı sağlar. Örneğin, 'düzenli' olmak için yemin etmek yerine 'garajı düzenleme' yi deneyin.

6) BİTİŞ TARİHİ BELİRLEYİN.

Eğer belli bir amaca ulaşmak için süreyi, sonuçları veya elde edeceğinizi belirlerseniz, belirli görevleri gerçekleştirmenin ve gelişimini izlemenin daha kolay olduğunu göreceksiniz. 'Topluma yararlı olmak' gibi bulanık inançları gözden geçirin ve tam olarak nasıl bir şey yapmak istediğinizi belirleyin. Bunu derhal gerçekleştiremeseniz bile, daha önce de söylediğimiz gibi belirsiz amaçlar da oldukça yararlıdır.

7) AMAÇLARINIZA ÖNCELİK VERİN

İşe başlamak için nereden başlayacağınızı yansıtacak şekilde amaçlarınızı düzenleyin. Maratonda koşmak, iş yerinde terfi edilmek isteyebilirsiniz ancak haftada otuz mil koşmak için zaman ve enerji bulmak veya ofiste terfi almak için uzun saatler çalışmak yerine,sizin için en önemli amaçlara dikkatinizi verin.

8) YÖNETİLEBİLİR BİR LİSTE TUTUN.

Yirmi ve 43 arası bir sayı pek çok insan için uygundur. Hayat listenizi 43 madde ile sınırlamak bazı seçimler yapmanız için sizi zorlayacaktır. Yirmiden daha az amaç belirlemek ise, ilerlemeniz için yeterli çeşitlilik sağlamayacaktır.

9) LİSTENİZİ HER HAFTA GÖZDEN GEÇİRİN.

Dikkatinizi keskinleştirmenizi ve hızınızı kesmemenizi sağlar ve önemli olanı sürekli hatırlamanızı sağlar. Listeyi gözden geçirirken, 'bu hafta belirli bir amaca ulaşmak için ne yaptım?' sorusunu kendinize sorun. Eğer cevabınız 'Hiçbir şey' ise, bu amaç listenizde kalacak kadar önemli mi?

10) AMAÇLARI GÖZDEN GEÇİRİN VE TEMİZLEYİN.

Hayat listesi sürekli olarak kendini yeniliyor olmalıdır. Sizin için, geçmişteki değil şu anda önemli olanı yansıtmalıdır. Unutmayın, fikrinizi değiştirdiğiniz veya istediğiniz sonucu yansıtacak veya koşullara daha uygun bir amaç belirlemenin hiçbir cezası yok. Çömlek yapmak için kısa süreli bir istek, 'Yaratıcı bir hobi' bulmak olarak yeniden doğabilir veya kimya dersinden A almak geçerli olmayabilir çünkü bazen geçer not almak zafer sayılacak kadar yeterlidir.

Kitapta yazılan 43Things.com sitesinde herkesin hayallerini paylaştığı ve bu hayalleri hem kendilerine hem de diğer insanlara ilham olmasını sağlamak. Bende sizden hayallerinizi yazmanızı istesem ve bunlara ayrı bir post oluşturmak istesem kimler bana yardımcı olur bu konuda!!!

10.01.2014

ÇİFTLERE 365 SORU


Sevdiğiniz insanlar hakkında ne çok şeyi bilmediğinizi hiç düşündünüz mü?
Eşinizin artık size neden soru sormadığını merak etmiyor musunuz?

Basit bir soru eşinizle yakınlaşma fırsatını tanıyacaktır. Sayfaları karıştırın ve daha önce sormadığınız bir soruyu sorun.

Çok meşgul olduğumuz günümüz dünyasında, duygusal ilişkiler günlük hayatın baskıları altında ezilirken, aile içindeki iletişim de kopmasına neden olmaktadır. Belki bazı sorular, rahatsız edici konuları ya da anıları canlandıracaktır.

O zaman kitaptan bir kaç soruyu buraya da yazayım dedim. 

* Kişiliğime ilişkin en beğendiğin yön nedir?
*Benden öğrendiklerin, eğer varsa, nelerdir?
*Dünyanın herhangi bir yerine bizim için bir gezi planlayabilseydin, nereye gitmeyi seçerdin?
*İlişkimize ilişkin en sevdiğin anı hangisidir?
*Yaşamdan daha fazla tat alabilmek için ne yapmamı önerirsin?
*Bundan sonra hayatımın geri kalan kısmında bana sadece son bir cümle söyleyebilseydin, ne demek isterdin?
*Benimle birlikte olmaktansa yalnız olmayı tercih edeceğin zamanlar var mı? Hangi koşullarda bu şekilde hissediyorsun?
*İlişkimiz başarısız olsaydı bunu kurtarmak için ne yapardın? Terapiyi dener miydin? Yaşam tarzını ya da kişiliğini değiştirir miydin? Değişmeye ne kadar gönüllü olurdun?
*Kendini rahatsız hissetmene yol açan yaptığım herhangi bir şey var mı?
*Hangi yönlerden birbirimize benzediğimizi düşünüyorsun? Birbirimizden ne şekilde farklıyız?
* Ebeveynlerinin ilişkisine benzer bir ilişki ister miydin ya da bundan kesinlikle farklı olmasını mı tercih ederdin?
*Babanın ya da Annenin sana öğrettiği en önemli şey nedir?
*Ebeveynlerinden birinin seni diğerine göre daha fazla sevdiğine inanıyor musun?
*Bir arkadaşta ne tür nitelikler ararsın? Arkadaşlarından hangileri bu niteliklere sahip?
* Sevdiğin biri için yaptığın en çılgınca şey nedir?
* İyi bir ilişkiyi nasıl tanımlarsın?
* Senin kendisine güvenmen için bir insanın ne tür özelliklere sahip olması gerekir?
*Çocuklarının ne tür özelliklere sahip olması gerekir?
*En büyük korkun nedir?
* Yaşamında, kendisini hiçbir zaman bağışlamayacak kadar kırılmana yol açan kimse, var mı? Bu hangi koşullarda meydana geldi?
*Seni en fazla hayal kırıklığına uğratan deneyim neydi? Bunun üstesinden nasıl geldin?

9.01.2014

DİYET HİKAYELERİ


Aydan Atasoy Erin Amasya doğumlu diyetisyen. Diyet Hikayeleri kitabını aldığımda bir çok insanın diyetle mücadelesini okuyacağımı düşünmüştüm ve alma sebebimde okuduktan sonra en ilginç diyetle mücadeleyi anlatan yazsını yazmaktı.

Şu anda kitabı okuduktan sonra hangi hikayeyi beğendin derseniz. Gözlerimin dolu dolu olduğu son bölüm. Yazarın kocasını kaybettiğinde yaşadıkları kalemi beni çok etkiledi.

Bilseydim böyle olacağını, hiç sitem ettirir miydim ona?
Oğlumuzu babasız büyüteceğimi bilebilseydim eğer,
telefonlarını cevapsız bırakır mıydım hiç?
Çiçekleri geri göndermek yerine ilişkiye asılır,
daha önce bir çocuk verirdim ona.

Pankreas kanseri olan eşi ile çektiği zorlukları ve hastalığı çok güzel anlatmış yazar. Okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap. 
Kitapta hamileler ve çeşitli kilo dan dolayı yaşanan rahatsızlıklara, HASTALIKLARA da yer verilmiş. Kişilerle yaşadığı olaylara da yer verilmiş. Şişmanlıkla gelen hastalıklar o kadar fazla ki, çoğu hastalığın sebebinin buna bağlı olduğunu öğrendim.

Kitap içinde yer alan ve benim beğendiğim diğer bölümleri;

Bu meslek diyet listesi hazırlamaktan ibaret olsaydı, İnanın dünyanın en kolay işi olurdu. Fakat şişmanlık sadece genetik bir durum değil, ayrıca yaşam biçimine bağlı olarak gelişebilen bir hastalık olduğu için biz diyetisyenler hastalarımızın hayatlarına müdahale etmek zorunda kalırız. Adeta onlarla birlikte uyanır, kahvaltılarını düzenler, ara öğünlerini belirler, yemeklerinin etinden tuzuna kadar her ayrıntısına karışır, egzersiz saatlerine ve yemek kaçamaklarına kadar hemen her şeyi denetleriz. Böyle radikal değişiklikler gerçekleştirebilmek içinse içeriden destek kuvvete ihtiyaç duyarız.

Bu kitapta hiçbir vakanın diyet listesini bulamayacaksınız. Bunun nedeni sizden bilgi saklamak değil, hazırladığım diyetlerin kişiye özel olması.

Aşırı şişman olup düzenli egzersiz yapmayan kişilerde görülen HEMOROİT sorunu olabiliyor.

DİYABET HASTALIĞI,
Diyabet kandaki şekerin, yani glikozun yükselmesi olarak tanımlayabiliriz. Besinlerden aldığımız şeker, pankreastan salgılanan insülin hormonu ile hücrelere iletilir. Hücreler bu şekeri yakarak enerji üretir. İnsülün yetersiz veya etkisiz olması halinde hücrelere girmeyen şeker, kan dolaşımında kalır ve kandaki şeker düzeyi yükselir.

Diyabet tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi edilmediğinde kalp krizinden körlüğe, böbrek yetmezliğinden felce, iyileşmeyen yaralar nedeniyle parmak ve ayak kaybına kadar varan ciddi sonuçlar olabilir.

Hipoglisemi nedir?
Halk arasında 'gizli şeker' olarak bilinen hipoglisemi, en basit ifadeyle kan şekerinin aniden düşmesidir. Hastalık, tokluk şekerinin ölçülmesiyle sağlanır.

OBEZİTE NEDİR, NASIL ÖLÇÜLÜR?
Dünyanın en ciddi sağlık sorunlarından biri olan obezite, vücuttaki yağ oranının normalden yüksek olmasıdır. Besinlerden alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması sonucu ortaya çıkan obezite, tedavi edilmediği zaman yaşam süresini kısaltan önemli bir hastalıktır.

Mezura ile aldığınız bel çevresi ölçünüzü, kaça çevresi ölçüsüne bölerekte obez olup olmadığınızı bulabilirsiniz. Beliniz 98 cm, kalçanız da 110 cm diyelim. 98'İ 110'a böldüğünüzde sonuç 0,89 çıkar. Bel/kalça oranı 0,85'in üzerinde herkes obezdir.

Ve fazla kilodan kaynaklanan hastalıklar bahsedilmiştir ve tedavi için bir kaç öneri bulunmaktadır kitapta, diğer hastalıklar...
Bulimia Nevrosa, gut, meme kanseri ve menepoz,kilonun gebeliğe zararı, Trioit,reflü,Polikitik Over (pos), Hipertansiyon,yüksek kollestrol

'Tecrübelerim, zorla yapılan diyetin aşırı kaçamaklara, dolasıyla kiloların fazlasıyla geri dönmesine neden olduğunu gösterdi.'






8.01.2014

DÜŞÜNDÜĞÜNDEN DAHA YAKINSIN


Colorado'da tatildeydim. Bir sabah, uzun bir tırmanma yürüyüşü yapmak için erken kalktım. Yaklaşık dört kilometrelik bir parkurdu ve Beaver Creek Dağı'nın zirvesine doğru çıkıyordu. Parkurun başlangıç noktasında, zirveye ulaşmanın üç saat süreceğine dair bir uyarı vardı.

Gözlerimi kaldırıp varmak istediğim hedefe baktığımda, gözüm korktu. İzleyeceğim yol, oldukça sarp ve zorlu bir patikaydı. Zaten başlangıç noktası deniz yüzeyinden 2,500 metre yüksekteyken, Zirve 3,350 metreye uza
nıyordu.

Daha ilk adımlardayken, normalden daha sık nefes almaya başladım. Kendi kendime 'Sakin ol, acele etme!' diyordum. Houston'daki evimdeyken haftada bir kaç gün, kilometrelerce koşuyor ve pek çok kez basketbol oynuyordum. Ama orada rakım yalnızca 15 metreydi. Colorado dağlarının ince havası, zirveye varıp varamayacağım konusunda beni endişelendiriyordu.

Yanımda yalnızca cep telefonum ve su vardı. Karalı bir şekilde uygun adımlarla yürümeye devam ettim. İlk on beş dakike nispeten kolay sayılırdı. İkinci onbeş dakika da giderek artan bir şekilde zorlanmaya başladım. Adeta üzerimde yük taşıyordum. Sık sık durup nefesim düzelene kadar beklemem gerekti. 

Yürüyüşümün kırk beşinci dakikasında, patika aşırı dikleşmişti. Artık yürümüyor, adeta tırmanıyordum. Kavak ve çam ağaçlarıyla kaplı yamaçta, patika önümde bir gökdelen gibi yükseliyordu. Manzara güzel olduğu kadar yıldırıcıydı da. Fiziksel olarak formda olmama rağmen, bacaklarım yanıyor ve kalbim şiddetle atıyordu.

Yüksek bir bölümü aştıktan sonra, nefes alabilmek için durmam gerekti. Her yanımdan ter fışkırıyordu. O anda şöyle düşündüm. 

'Eğer bunun gibi iki saat daha varsa, yapabileceğimden emin değilim.'

Bulunduğum noktaya kadar, başka hiç kimseyle karşılaşmamıştım. Ancak birdenbire patikanın yukarısından aşağıya inmekte olan yaşlı bir adam belirdi. Üzerinde şort, tşort, yürüyüş ayakkabılarından başka bir şey yoktu ve elinde bir baston taşıyordu. Son derece soğukkanlı ve sakin görünüyordu. Bana baktı ve içinde bulunduğum durumu anladı.

Tam yanımdan geçerken, tüm bakış açımı değiştiren şu cümleyi söyledi:

'Düşündüğünden daha yakınsın'

Bu kelimeleri duyduğumda yenilendiğimi hissettim. Sanki ciğerlerime yeni bir hayat üflenmişti.

Enerji tüm bedenime yayıldı. Bacaklarım güçlendi. Yani bir rüzgar yakaladım. O noktadan yukarıya doğru, her zorlandığımda bu cesaret verici kelimeleri tekrar ettim;

'Başaracağım. Düşündüğümden daha yakınım.'

Tırmanışım zor olmasına rağmen, kaslarımın ve ciğerlerimin yanmasına rağmen, hiç durmadan şöyle söylüyordum:

'Neredeyse zirvedeyim. Yapabileceğimi biliyorum.' Gerçekten 10 dakika sonra büyük kaya parçalarını aşar aşmaz kendimi muhteşem bir manzara da buldum. zirvedeydim!

Başlangıç noktasındaki tabelada, 3 saatlik bir yürüyüş olacağı yazıyordu. Bense bir saatin altında bir sürede tırmanışı tamamlamıştım. Yaşlı adamla karşılaştığım noktada, zirveye düşündüğümden çok daha yakındım. Yinede onun cesaretlendirici sözleri olmasaydı, büyük olasılıkla geri dönmüş olacaktım. Daha 2 saatim olduğunu ve asla başaramayacağımı düşünecektim.

Yaşlı adamla karşılaşıncaya kadar bakış açım dolasıyla düşüncelerim de çok sınırlıydı. Başlangıç levhasında yazanlar sahip olduğum tek bilgiydi. O ise hedefimden yalnızca 10 dakika uzaklıkta olduğumu bilmiyordu ve bana daha yakın olduğumu söylediğinde, bana farklı bir bakış açısı kazandırmış oldu. Yolun önümdeki göremediğim bölümünü o görüyordu, aynı Tanrı'nın sizin yolunuzun ilerisinde olanları görmesi gibi.

Nereye doğru gittiğinizi, hedeflerinizi, hayallerinizin neler olduğunu, hangi engelleri aşmak zorunda olduğunuzu bilmiyorum. Ama bu kelimeleri ruhunuzda hissederek, devam edemeyeceğinizi düşündüğünüz her anda kendinize tekrarlamanızı diliyorum:

Düşündüğünden daha yakınsın.

                                                                  joe Osteen

Öngörülerinizin ve hayallerinizin üzerine titreyin;
çünkü onlar ruhunuzun çocukları, sonuçta elde edeceğiniz başarıların planlarıdır.

                                                                Napoleon Hill

7.01.2014

DÜŞÜNCE BİR ALETTİR, HAYATI YONTAR.


Eski bir masal anlatırlar. Cahil bir adama, bir gemi miras kalmış. Denizden, denizcilikten, makineden bir şey anlamadığı halde, gemiyi kendi kumandası altında açık denize çıkarmaya karar vermiş. Tayfalar sefer hazırlıklarını yaparken bu işlere aklı ermediği için karışmamış. Fakat engin denizlere açıldıktan sonra gemicilik ona çok kolay görünmeye başlamış. Ön güvertede dolaşırken bir adamın ağır bir tekerleği kah bu yana, kah öteki yana döndürmekte olduğunu görmüş.

'Bu adam burada ne yapıyor?' diye sormuş.
'Dümencidir, gemiye yön veriyor,' cevabını vermişler.

'Ne budallalık! Önümüzde sudan başka bir şey yok, yelkenler gemiyi yürütüyorlar. Karaya yanaştığımız zaman veya başka bir geminin üzerimize doğru geldiğini görürsek dümen kullanırız. Bütün yelkenleri fora edin ve gemiyi serbest bırakın.'


Emre itaat etmişler. Gemi batmış. Sağ kalanlar bir geminin kendi kendine alabildiğine gidebileceğini sanmış olan bu akılsız kaptanı uzun zamanlar hatırlarından çıkaramamışlar.

Bu bir masaldır diyeceksiniz, haklısınız. Bu kadar akılsı

z insan olur mu? Oysa böyle bir delilik insanların çoğunda vardır. Bir dakika düşünün. Bir gemiden binlerce defa değerli bir mala -kendi hayatınıza, kendi zekanıza- varis değil misiniz? Bu zekaya ne yön veriyorsunuz? Onu kendi haline bırakıyor musunuz? Geminizin gerçekten şefi misiniz? Geminizi barış, başarı ve mutluluğun güvenli kıyılarına ulaştırma becerisine sahip misiniz? Aksi halde akıllı ve aydın bir klavuza ihtiyacınız vardır. Kendi kendinizin klavuzu olmak isterseniz, bunu yapabilirsiniz.

Acemi bir heykeltraşın elinde kalem en güzel şeyi bozabilir. Bizim elimizde bir düşünce aleti vardır ki tabiatlarımızı güzelleştirmek veya çirkinleştirmek, belki de tamamıyla harap etmek gücüne sahiptir. Bu alet aracılığıyla, güzellik ve ahenk, mutluluk ve başarı meydana getirmeye çalışmamak ne büyük deliliktir!


Hekeltraş çalışırken gözlerini mermerinin üzerinden ayırmaz. Varacağı sonucu önceden zihninde tasarlar, düşüncesinde çizdiği modele göre bu sonucu kaleminin her bir darbesiyle hazırlamaya çalışır.

Biz de karakterlerimizi, hayatlarımızı düşünce gücümüzle yontarak istediğimiz şekle sokabilmeliyiz. Ne istediğimizi bilmeliyiz, bunu elde edebileceğimize inanmalıyız ve ara vermeksizin cesaretle işe koyulmalıyız.

Her düşünce, hayatımızın bir parçasını yontan bir kalem darbesidir.

                                             Her insan hükümdardır yahut Dimağın zaferi